Türkye İşçi Partisi üyesi kadınlar, Gezi Davası tutuklusu Mücella Yapıcı'nın kelepçesi çıkarılmadan sağlık muayenesinin yapılmasına Bakırköy cezaevi önünden protesto ederek "işkenceciler tarihten silinecek" dediler.

Gezi Direnişi Davası'nda 18 yıl hapis cezasına çarptırılan Mimar Mücella Yapıcı tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan götürüldüğü muayeneleri kaleme almıştı. Yapıcı, bütün muayenelere kelepçeli götürüldüğünü ve diş hekiminde bile kelepçenin çıkarılmadığını söylemişti.

Mücella Yapıcı’ya yapılan bu hukuksuz uygulamaya karşı Bakırköy Cezaevi önüne giden Türkiye İşçi Partili (TİP) kadınlar, “İşkenceciler tarihten silinecek, insanlık onuru mutlaka kazanacak!” diyerek seslendi.

‘HUKUKSUZCA TUTUKLU İNSANLAR HAKKINDA BİLGİ ALMAM ADALET BAKANLIĞI TARAFINDAN ENGELLENDİ’

Bakırköy Cezaevi önünden tüm hukuksuz tutuklamalara karşı seslenen TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, “Bakırköy Cezaevi’nde Mücella’nın, Çiğdem’in ve Mine’nin hukuksuzca esir tutulduğu Bakırköy Cezaevi’nin önündeyiz. Çok isterdim ‘İçerde görüştüm, şöylelerdi, böylelerdi’ diye bilgi vermek. Avukatken hiç kimseden izin almadan yapabildiğimiz tutuklu görüşlerini mahkum görüşlerini şu anda Adalet Bakanlığının 2 dudağının arasında olduğu için yapamıyoruz. Bugün yine yaptığım talep Adalet Bakanlığı tarafından reddedildi ve Mücellayı, Çiğdem’i, Mine’yi görmem, arkadaşlarımın yanında olmak milletvekili olarak hukuksuzca tutuklu olan insanlar hakkında bilgi almam Adalet Bakanlığı tarafından engellendi” diye konuştu.

Yapılan hukuksuzluğun ilk ya da son olmadığını söyleyen Kadıgil, “İlk tutuklandıklarında bir kere görebildim, 2 hafta önce yine aynı şeyi yaşadık, bugün yine aynı şeyi yaşıyoruz. Silivri Cezaevinde yine aynı şeyi yaşıyoruz. O yüzden seslenmek işitiyorum: Halk TV, KRT gibi bir avuç kalmış muhalif medya eliyle Mücella abla, Can, Tayfun beni duyuyorsanız; sizi görmeye gelemiyorum çünkü Adalet Bakanı olacak adam buna izin vermiyor” dedi.

‘GEZİ TUTUKLULARI YALNIZ DEĞİLDİR, GEZİ ONURUMUZDUR’

Bakırköy Cezaevi önünde olmalarının sebebinin Mücella Yapıcı’nın mektubu nedeniyle olduğunu kaydeden Kadıgil, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Mücella abla kendilerini ziyaret ettiğimde bahsetmişti. Nihayet birazcık düzgün bir koğuşa alınmışlar ama muayeneye gittiğinde 10 tane verdiği dilekçelerden biri kabul edildiğinde ve doktora girdiğinde bile 70 yaşında bir insanın elleri kelepçeli tutulduğunu, elleri kelepçeli muayene edildiğini, eller kelepçeyle dişinin çekildiğini okuduk. Nasıl büyük bir hukuksuzluğa imza atıldığını, 70 yaşında bir kadının haklarının nasıl gasp edildiğini sağlıkçı ve hukukçu arkadaşlarım anlatacaklar size. Gezi tutukluları yalnız değildir, Gezi onurumuzdur.”

ERYILMAZ: TALEPLER KARŞILANMAK ZORUNDADIR!

25 Nisan’da Gezi Davası’nda yargılanan insanların hukuksuzca gözaltına alındığını belirten TİP’li kadınlar adına konuşan Buse Sezen, “Uzun süre oda dahi verilmeden; havalandırması, mutfağı, doğru düzgün bir yatağı olmayan, gün ışığı girmeyen küçücük bir hücrede tutuldu. Daha sonra, kamuoyu baskısı ile verdikleri oda ise yine ne yazık ki insani ihtiyaçları karşılamaktan çok uzakta. Mücella Yapıcı’nın bu şartlar altında tutukluluğunun devam etmesi, yaşı ve sağlık sorunları göz önüne alındığında, ciddi sonuçlara yol açabilir.  Her tutuklunun olduğu gibi Mücella Yapıcı’nın, Çiğdem Mater’in, Mine Özerden’in de temiz hava, mutfak, standartlara uygun bir yatak gibi hakları var. Bu hakların kullanılabileceği bir koğuş öncelikli talebimizdir ve bu talep karşılanmak zorundadır!” sözlerine yer verdi.

Yapıcı’nın kötü ve usulsüz muamelelerin devam ettiğini duyurduğunu söyleyen Sezen, “Mücella Yapıcı mektubunda, tutukluluğundan bu yana sağlık sorunları sebebiyle 3 kere hastaneye götürüldüğünü ve hepsinde hem kolluk kuvvetlerine hem de hekimlere İstanbul Protokolünce sahip olduğu hakları anlatmasına ve kelepçelerin çıkarılması için çabalamasına rağmen muayenenin kelepçeliyken yapıldığını ve hatta kelepçeler çıkarılmadan dişinin çekildiğini yazmış. Canımız, yoldaşımız, mücadele arkadaşımız Mücella Yapıcı’ya sağlık kontrollerinde yapılan bu korkunç muamele kabul edilemez!” dedi.

‘İNSANLIK ONURUNA YAKIŞIR BİR TEDAVİ SÜRECİ TUTUKLU HASTALARIN DA HAKKIDIR’

Sezen konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“İstanbul Protokolü’ne göre; hekimin getirilen kişiyi ‘hasta’ olarak kabul etme ve belgeleme sorumluluğu vardır. Tutuklu hastalar da diğer hastalarla aynı standartlarda sağlık hizmeti alma hakkına sahiptir. Tutuklu ya da hükümlünün muayenesi tedaviye uygun koşulların, zamanın, olanakların sağlandığı; hasta mahremiyetinin ihlal edilmediği bir mekânda yapılmalıdır. Muayene, hekimin güvenlik bakımından özel olarak talep ettiği haller dışında kelepçe çıkarılarak gerçekleştirilmelidir. Yine hasta mahremiyeti açısından kolluk kuvvetlerinin de muayene ortamında bulunmaması gerekir. Hekimlerin, diğer hastaları olduğu gibi tutuklu hastaları da tedaviye yönelik aydınlatma yükümlülüğü vardır. İnsanlık onuruna yakışır bir tedavi süreci tutuklu hastaların da hakkıdır.

İkibuçuk yaşındaki Müslime cinsel saldırı sonrası öldürüldü İkibuçuk yaşındaki Müslime cinsel saldırı sonrası öldürüldü

Bu esaslar, İstanbul Protokolü’nde imza altına alınmıştır. Tüm hekimler İstanbul Protokolünde belirlenen esaslara uygun davranmak zorundadır. Tüm hekimleri İstanbul Protokolüne uygun şekilde muayenede diretmeye davet ediyoruz!

‘TÜM SİYASİ TUTUKLULARLA, ÖZGÜR VE ADİL GÜNLERDE MUTLAKA AMA MUTLAKA BULUŞACAĞIZ’

70 yaşında, kaçması veya güvenlik açısından bir sorun teşkil etmesi mümkün olmayan Mücella Yapıcı’nın kelepçeli şekilde muayeneye zorlanması hukuksuzdur. Bu muamele hem hukuk hem de tıp etiği dışındadır. Kelepçeli muayene işkencedir!

Mücella Abla’yla, demans hastası olmasına rağmen tutuklu bulunan Aysel Tuğluk’la, hukuksuzca esir ettiğiniz tüm siyasi tutuklularla, özgür ve adil günlerde mutlaka ama mutlaka buluşacağız. İşkenceciler tarihten silinecek, insanlık onuru mutlaka kazanacak!

Yaşasın Gezi Direnişi!"

(Kaynak: İleri Haber)