Eğitimde artan işsizlik ve atanmama sorunu, öğretmenlerin ya başka meslekler yapmasına ya da özel okullarda güvencesiz şartlarda çalışmasına yol açıyor. Atanmayan binlerce öğretmen, mesleklerini devam ettirebilmek için özel okullardaki yoğun çalışma koşullarını kabul etmek zorunda kalıyor.

Anadolu üniversitesi (AÖF) dönem sonu sınav sonuçları açıklandı Anadolu üniversitesi (AÖF) dönem sonu sınav sonuçları açıklandı

Eğitimde artan işsizlik ve atanmama sorunu, öğretmenlerin ya başka meslekler yapmasına ya da özel okullarda güvencesiz şartlarda çalışmasına yol açıyor. Atanmayan binlerce öğretmen, mesleklerini devam ettirebilmek için özel okullardaki yoğun çalışma koşullarını kabul etmek zorunda kalıyor.



Özel okullarda çalışan öğretmenler, çalışma koşullarını BirGün’e anlattı. Küçük bir şehirde özel eğitim kurumunda Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapan G.G., çalışma koşullarının çok kötü olduğunu belirtti. “Haftanın altı günü sabah 09.00’dan akşam 18.30’a kadar çalışıyorum. Haftada bir gün iznim var o da hafta içinde. Hafta sonu çalışmak psikolojik olarak insanı çok yoruyor” diyen G.G., şöyle devam etti: “Maaşlarımız da çok düşük. Ben dört yıllık öğretmen olduğum için 3 bin TL maaş alıyorum. Sigortam asgari ücretten yatıyor, paranın üstünü elden alıyorum. Maaşlarımız birkaç ay gecikmeli yatıyor.”



SOSYAL MEDYA BASKISI



Mobbinge maruz bırakıldıklarını da anlatan G.G, “Kurumda sosyal medya baskısı yapılıyor. Öğretmenlerin olduğu gruba kurum yönetimi tarafından ‘Kurumumuzun sosyal medya paylaşımlarını kişisel sosyal medya hesaplarınızdan paylaşın, paylaşım yapmamanız durumunda gerekli yaptırımları uygulayacağız’ şeklinde mesaj atıldı. Sırf bu yüzden kurumsal bir sosyal medya hesabı açmak zorunda kaldım. Hafta içi ise dersiniz erken bitse dahi mesainin bitmesini bekliyorsunuz. Benim hafta içi bir gün hiç dersim yok ama kuruma gidip mesaimi doldurmam gerekiyor” ifadelerini kullandı.



KÖLE GİBİ GÖRÜYORLAR



Fizik öğretmeni olan E.C. ise beş senedir kötü koşullarda çalışmak zorunda bırakıldığını kaydederek, “Yaz sezonu geldiğinde, ‘Acaba sözleşmemiz yenilenecek mi’ diye kara kara düşünüyoruz. Patron, öğrenci, veli hepsi özel okullarda çalışan bizleri köle olarak görüyor. İşimiz patronun iki dudağının arasında. Geçenlerde bir öğrenci sınıfta bana saygısızlık yaptı, durumu yönetime anlattım. Öğrenci haksız olduğu halde öğrenciden zorla özür dilettiler. Bir eğitimci olarak bu olay çok ağrıma gitti ama bu işe ihtiyacım olduğu için özür dilemek zorunda kaldım” dedi.



MESAİ KALMADI



“Pandemide haftalık 40 saat derse girdim” diyen A.C., “Salgında mesai saati diye bir şey kalmadı. Birçok arkadaşım işten çıkarıldı, sınıflar birleştirildi. Bir derste 90 öğrenciye ders anlattım” dedi.



NÖBET PARASI YOK



İstanbul’da özel bir temel lisede matematik öğretmeni olarak çalışan C.K., “Okullarda yedek öğretmenler bulundurulmuyor. Bu da bizi olumsuz etkiliyor. Pandemi koşullarındayız, öğretmenler hasta olabilir. Bir arkadaşımızın hasta olması demek diğer bütün arkadaşlarımızın boş derslerinin yok olması anlamına geliyor” dedi.



“Devlette olduğu gibi nöbet parası da almıyoruz. Yaz aylarımız da sıkıntılı” ifadelerini kullanan C.K., “Örneğin kurum, yapılan sözleşmelerde, ‘10 ay 3 bin 850 TL vereceğim iki ay da asgari ücret vereceğim’ diyor. Ancak bir sonraki yıl aynı kurumla sözleşme imzalamazsanız yaz ayı için anlaştığınız maaşınızı alamıyorsunuz. Kiram maaşımın yarısından fazla. Evliyim, kirada oturuyorum ve kiram 2 bin 170 TL” ifadelerini kullandı.



ozel-ogretmen-e-kole-muamelesi-941185-1.



KAPIYI GÖSTERİYORLAR



Özel bir kolejde çalışan D.K., 11 yıllık Türkçe öğretmeni. Uzun zamandır aynı kurumda çalıştığını söyleyen D.K., “Devlette çalışan öğretmenlerle koşullarımız asla aynı değil. En ufak bir eleştiride ya da hakkımızı savunduğumuzda hemen kapı gösteriliyor. Çünkü atanamayan çok fazla öğretmen var. Ek mesaiye kalsak bile ücret almıyoruz. Kırtasiye paramızı bile vermiyorlar” dedi.



Üniversiteden bir buçuk sene önce mezun olan biyoloji öğretmen E.B., salgın döneminde işten çıkarıldı. Kurumun “küçülmeyi” gerekçe gösterdiğini kaydeden E.B, “Ankara’da çok sayıda şubesi bulunan bir dershanede çalışıyordum. Kurum ekonomik sebepleri bahane etti. Oysa online eğitimde kurumlar elektrik, su, yemek, doğalgaz parası vermedi. Bir buçuk yıl işsiz kaldım. Ailemden destek almak zorunda kaldım” dedi. Yeni mezun olduğum için maaşının çok düşük olduğunu kaydeden E.B, “Haftalık 32 saat çalışıyorum ama maaşım bin 500 TL. Bizim sektörde deneyime göre maaş veriyorlar bu yüzden maaşım bu kadar düşük. Kurumlar daha ucuza çalıştırmak için yeni mezun öğretmen alıyorlar ” ifadelerini kullandı.



‘SAVAŞIN ORTASINDAYIZ’



Eğitim alanındaki özel sektörde tam bir sömürü düzeninin hakim olduğunu kaydeden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Fındık, öğretmenlerin adeta bir savaşın ortasına itildiğini belirterek, “Öğretmenlerin karşısında hiçbir şekilde sorgulanmayan, denetlenmeyen patronlar var. Kurumlara acilen denetim gerekiyor. Biz bugün özel sektör öğretmenleri için devlet kurumlarında çalışan meslektaşlarıyla sosyal haklar yönünden eşit haklar istiyoruz. Eğitimin içeriğine acilen bir reform gerekiyor. Hakkını arayan öğretmenler için iş mahkemelerinin yıllarca uzayarak işkenceye dönmesinin önüne geçecek bir formül gerekiyor” ifadelerini kullandı.



(Nisa KÜÇÜK-birgün)