Kürtaj tartışmaları sırasında gerek başbakan, gerekse hükümet üyelerinin kürtaj yasağını savunmak için dillerinden düşürmedikleri bir söylem vardı: “Amerika’da da kürtaja karşı bir mücadele var. ABD’de de dini kurum ve öğretilere atıf yaparak siyasi tartışma yürüten siyasetçiler var. ABD seçimlerinde kürtaj, toplumu neredeyse ikiye böldü, ama kimse ülke din devletine dönüşüyor demiyor.”Bu söylemin arkasında kamuoyunun gözünden kaçan önemli bir nokta var.

AKP’nin hükümete geldikten bir yıl sonra, 2003’te kurguladığı ‘muhafazakar demokrasi’ ideolojisi, büyük ölçüde ABD’de doğmuş olan ‘sosyal muhafazakarlik’ ideolojisini örnek alarak kurgulandı. AK parti kurucuları, ve Tayyib Erdoğan’ın muhafazakar demokrasi adlı bir ideoloji kurgulamaya başlaması, Milli Görüş çizgisinden ayrılarak yeni bir parti kurma fikrini oluşturdukları zamana uzanıyor. Partinin geliştirmeye çalıştığı muhafazakar demokratlık kavramı, AK Parti tabanının enine boyuna tartışıp, kabullenip benimsediği bir kimlik kavramı olmaktan ziyade, parti kurucularınıun Milli Görüş kimliğinin yerine ikame edilebilecek, daha sorunsuz ve kendilerine ulusal ve uluslararasi boyutta meşruiyet kazandıracak bir kimlik arayışınin ürünüdür ve aslında klasik anlamdaki muhafazakarlıktan çok uzak, temelinde cinselliği ve kadın erkek ilişkilerini hedef alan bir muhafazakarlık anlayışıdır. Oluşturulmaya çalışılan bu yeni kimliğin / ideolojinin ana hatları, başbakan Erdoğan’ın baş danışmanlarından, şu anda milletvekili olan Dr. Yalçın Akdoğan’ın yazdığı ve AK Parti tarafından 2003 yılında yayımlanan Muhafazakar Demokrasi başlıklı bir kitapla açıklandı. AK Parti’nin muhafazakar demokrasi söylemininin bir analizini amaçlayan bir araştırmamda, partinin önde gelen ideologlarından olan ve partinin üst düzey yönetiminde yer alan Yalçın Akdoğan’ın yukarıda sözünü ettiğim kitabını, İsmail Safi’nin (2007) Türkiye de Muhafazakar Siyaset ve Yeni Arayışlar adlı kitabını ve Akdoğan’ın çalışmasına önemli ölçüde - intihal tartışmalarına yol açacak kadar - kaynak sağlamış olan Bekir Berat Özipek in Muhafazakârlık:Akıl-Toplum-Siyaset (2004) kitaplarını inceledim.

Akdoğan’a göre, “muhafazakarlığın en önemli bulduğu toplumsal kurum, ailedir” (2003:21).Safi’ye (2007) göre de “toplumun molekülü birey değil ailedir” (2007:81) ve aile “ahlaki düzenin koruyucusudur” (2007:87). Ailenin öncül konumuna ek olarak, her üç yazara göre de, muhafazakarlar için din, gelenek, görenek,  adet, anane, örf gibi kurumları korumak önemlidir. Üç yazar da muhafazakarlıkta ailenin korunmasının öncül olduğu konusundaki tezlerine başta ABD olmak üzere Batı  muhafazakarlığına – Batı’daki muhafazakarlar için de böyle olduğu şeklinde - özellikle ve bol bol atıf yapıyorlar. Aslında Batı da birçok farklı akımlardan oluşan çeşitli muhafazakarlık ideolojilerini genelleyerek,  ve sanki Batı da tek bir muhafazakarlık ideolojisi varmış gibi bir yanıltmaya başvurarak, Batı’da  muhafazakarların özellikle eşcinsel evliliklerine, cinsel tercih seçimine, kürtaja, doğum kontrolüne ve uyuşturucu kullanımına karşıt olduğunu iddia ediyorlar.

Özipek’e göre, Batı daki tüm muhafazakarlar “insan, kendi bedenine müdahale ederek kürtaj yaptırmaya,  ötenaziye, cinsel tercihte bulunmaya veya vücudunu yıkıma uğratacak maddeler kullanmaya karar verecek bir yetkiye” sahip olmadığı kunusunda buluşmaktadır (2004:168).Safi’ye göre ise, Batı muhafazakârlığında ailenin korunması, eşcinsel evlilikleri ve doğum kontrolü gibi konular en çok tartışılan konular arasındadır (2007:84). Yani Safi, Batı’daki muhafazakarların kürtaja ek olarak doğum kontrolüne de karşı olduğunu iddia etmektedir.Aslında yazarların yanlış bir genellemeyle tüm Batılı muhafazakarlara mal ettiği eşncisellik düşmanlığı, kürtaj gibi konular, Batı Avrupa’da hiçbir zaman ABD de olduğu kadar muhafazakarlar açısından önem taşımadı, hatta tüm Amerikan muhafazakarları için de hedef alınan konular olmaktan uzaktır. Bu konuları ideojisnin temeline oturtan, ABD’de Reagan’la başlayan ve son yirmi yılda yükselişe geçen “sosyal muhafazakarlık” (social conservatism) olarak adlandırılan bir akım.

Ayrıca, ABD’de sosyal muhafazakarlık, muhafazakarlar arasında da şu anda çok tartışılmakta olan bir konu ve Cumhuriyetçi Partinin 2008 seçimlerinde Demokratlar a karşı kaybetmesinden sonra düşüşe geçmiştir.AK Parti ideologlarının neden ABD de bazı radikal evanjelistlerin desteklediği marjinal bir akımı kendilerine örnek aldıkları sorusu bir yana, en azından derslerini daha iyi çalışmalarında fayda var.

*Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği kurucusu