EŞİK'in online düzenlediği toplantıya katılan GREVIO Başkanı Iris Luarasi, "Türkiye’nin Sözleşmeden çıkmasını kabul etmiyoruz. Ulusal düzeyde çabamız sürüyor fakat her şey Türkiyeli yetkililere kalmış durumda, Ancak Türkiye'ye baskı yapamayız" dedi.

Türkiye'de 300'e yakın kadın örgütünün çatı oluşumu Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), İstanbul Sözleşmesi’nin Danıştay kararıyla yürürlükten kaldırılmasının üzerine, “Bir Dünya Sözleşmesi İstanbul Sözleşmesi” başlıklı online toplantı düzenledi.

Eşitlik İçin Kadın Platformu'nun (EŞİK) online olarak düzenlediği "Bir Dünya Sözleşmesi İstanbul Sözleşmesi" başlıklı toplantıya 300'ün üzerinde katılım oldu. Özlem Altınok ve Tülin Kesiktaş’ın moderatörlüğünü yaptığı toplantıda,oplantıya, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzman Grubu Taraflar Komitesi (GREVIO) Başkanı Iris Luarasi, GREVIO eski Başkanı Prof. Dr. Feride Acar, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) üyesi İngiltereli milletvekili Ruth Jones, AKPM Ukrayna Üyesi Yuliya Lovochkina, AKPM Avrupa Sosyal Şartı Alt Komitesi Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Sekreteri Doç. Dr. Selin Saye Böke Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili ve AKPM Üyesi Feleknas Uca ile Anayasa Hukuku Profesörü Serap Yazıcı, katılım gösterdi.

EŞİK'DEN GÜLBAHAR: HUKUKİ SÜRECİ DEVAM ETTİRECEĞİZ

Toplantı, EŞİK’ten Hülya Gülbahar’ın açış konuşmasıyla başladı. Kadın hareketinin hukuki süreci devam ettireceğini kaydeden Gülbahar, şunları söyledi:

“Kadın erkek eşitliğine artan saldırılar ile karşı karşıyayız. Dünya çapında kürtaj hakkına yönelik saldırılar da bunun parçası. Bu saldırı aynı zamanda eşitlikçi ve adil bir toplum düzenine karşı bir saldırı. Kadın hareketi olarak da her türlü hakkın tehdit altında olduğu günlerden geçiyoruz. Bu saldırılar, sağ, popülist, otokratik iktidarlarda, temel haklara ve hukuk devleti olma ilkesine yönelik saldırılar. İstanbul sözleşmesi örneğinde bütün bu saldırıları aynı anda yaşıyoruz.  Sokaklarda bu hakların gasp edilmesine karşı sürdürdüğümüz ortak direniş çok büyük bedeller ödüyor. Kadın hareketi olarak hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz, Türkiye’yi eninde sonunda bu sözleşmeye taraf devlet haline getireceğiz. Sözleşmenin uygulanması için de ara vermeden çalışmaya devam edeceğiz.”

GREVİO BAŞKANI LUARASİ: ÜZÜNTÜLÜYÜZ AMA TÜRKİYE'YE BASKI YAPAMAYIZ

Ardından konuşan GREVIO Başkanı Iris Luarasi, yakın dönemlerde sözleşmeye yeni imza atan Ukrayna ve İngiltere’yi hatırlatarak başladı. GREVIO’nun Türkiye üzerinde İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi üzerine baskı kuramayacağını belirten Luarasi, şunları vurguladı:

“İlk defa bu sözleşmeyi imzalayan bir ülkenin sözleşmeden çekildiğini gördük. Bu konudaki hayal kırıklığımızı ve üzüntümüzü bütün iletmek istiyoruz. Aslında imzacı ülkeler üzerinde pozitif bir baskı oluşturuyoruz.  Türkiye’nin İstanbul sözleşmesinden geri çekilmesi kabul edilemez. Sözleşme makamı ile uluslararası hukuk uyarınca geri çekilmeye dair bildirime karşı bir şey yapılamayacağı görüldü. Maalesef şu an elimiz kolumuz bağlı çünkü geri çekileceğine dair ihbarda bulunuldu. Ancak ulusal düzeyde çabalarımız devam etmekte ve bu duruma bir çare bulmak Türk yetkililere kalmış durumda.”

FERİDE ACAR: SİYASİLERE DE İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN ÖNEMİNİ  KABUL ETTİRDİK

İstanbul Sözleşmesi’ne girilmesinde de rol alan GREVIO eski Başkanı Prof. Dr. Acar, şunları söyledi:

“İstanbul Sözleşmesi, eşit olmayan kadın erkek güç ilişkilerinin bir sonucudur ve insan haklarının ihlalidir. İstanbul Sözleşmesi’ni tam olarak uygulayabilmek için devletlerin sözleşmenin temel felsefesini de desteklemeleri gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması ekonomik, siyasi ve başka önlemlerin de alınması gerektiği gösteriyor bize. Türkiye’nin her yerinden yüzlerce kadın ve LGBT+ kuruluşunun, meslek gruplarının, baroların İstanbul Sözleşmesi üzerinden desteğini göstermeye devam ediyor. Başarılı bir şekilde kamuoyunu da eğittiler. Bu çıkma kararı ile ilgili olarak en üst düzey idari mahkemeye gidildi. Orada uzmanlıkla azimle çalışmalar yapıldı. Ancak iddialar dar ve marjinal bir karar ile reddedildi. Ancak süreç hala devam ediyor ve edecek. Kadın Hareketi İstanbul Sözleşmesi’nin önemini siyasilere kabul ettirdi.”

HDP Milletvekili ve AKPM Üyesi Feleknas Uca, mücadelenin her alanda sürdürüleceğini belirterek, “Hükümetin sözleşmeyi yok sayan kararını tanımıyoruz” dedi.

 "TOPLUMSAL ŞİDDETİN ANCAK YÜZDE 2'Sİ MAHKEMELERE TAŞINIYOR"

İngiltere’den milletvekili Ruth Jones, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmasına karşı olduklarını belirtti. Jones, Türkiye ve İngiltere’nin Sözleşmeye gereksinim duyduğunu belirterek, “Göçmenler yeterince korunmayabilir. Bu bir ayrımcılığa yol açıyor. Hane içi şiddet olaylarında, kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddet vakalarının aktarılmasında sayıların artış gösterdiğini görüyoruz. Bu sistem mahkemeler üzerinden ilerliyor. Toplam vakaların maalesef yüzde 2’si mahkemelere taşınıyor. Her yıl mülteci kadınlar geri gönderiliyor. Sosyal güvenlik sisteminde reddediliyor. Bu durum aslında İstanbul Sözleşmesine ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu gösteriyor” dedi.

Selin Sayek Böke: Bizler birden çok daha büyüğüz ve çok daha kalabalığız

CHP Genel Sekreteri Selin Saye Böke, Danıştay kararını tanımadıklarını belirterek mücadelenin sürdürüleceğini söyledi.

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, “İstanbul Sözleşmesi'ni tek bir kişinin iradesiyle yok sayabileceğini zannedenler, adam tek olabilir ama bizler hak mücadelesi veren kadınlar ve kadınlarla birlikte insan hakkı mücadelesi veriyor olan tüm bireyler olarak birden çok daha büyüğüz ve çok daha kalabalığız” diyerek, şöyle konuştu:  

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİR HUKUK MÜCADELESİ: 

Selin Sayek Böke daha sonra şunları söyledi:

Merve Sefa Kavakçı'ya Erdoğan'dan yeni görev Merve Sefa Kavakçı'ya Erdoğan'dan yeni görev

"Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'ne dair yaşıyor olduğu bu süreç çok net ortaya koyuyor. Dolayısıyla da bu mücadelenin yerelden güç bulan ama yerelle sınırlı olmayan bir dünyada kadın hakları mücadelesi olduğu da ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle bunun bir hak mücadelesi olduğundan hareketle dünyadaki cesur kadınları buluşturan bugünkü etkinliğin de çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.  

HUKUKSUZ KARARIN GERİ ALINMASI İÇİN MÜCADELEMİZ DEVAM EDİYOR: 

Ben CHP'nin Genel Sekreteri, milletvekili ve bu ülkenin bir kadını olarak, verdiğimiz mücadelenin bir hukuk mücadelesi olduğunu bilerek, Danıştay salonlarında verilen hukuksuz kararın hukuk içerisinde esasında geriye alınması için hukuk mücadelemiz devam ediyor. 

BU KARAR DEMOKRASİYİ DE YOK SAYIYOR:

Bütün adımları bizler CHP olarak atıyor olacağız. Ama çok iyi biliyoruz ki ne biz yalnızız ne de bu mücadeleyi siyasi partiler dışında veriyor olan güçlü ve cesur kadınlar yalnızlar. Omuz omuza hep birlikte bunu ortadan kaldıracak, hukuki mücadeleyi vermeye devam edeceğiz."

ANAYASA HUKUKÇUSU YAZICI: SÖZLEŞMENİN İPTALİ ANAYASA'YA AYKIRI

Anayasa Hukukçusu Serap Yazıcı ise, Türkiye’nin sözleşmeden çekilme sürecine ilişkin şunları söyledi:

“Danıştay sürecinde fonksiyon gaspını gündeme getirdik ve Danıştay’ın bunu dikkate almasını istedik. İptal kararını iptal etmesini istedik. Danıştay talebimizi kabul etmedi. Bunun hukuken bir gerekçesi var mı? hayır yok. Danıştay’ın kararında da Anayasa’ya aykırılık var. Cumhurbaşkanı imzasıyla geri çekilmekle Meclis’in yetkisi gasp edilmiştir.”

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR?

İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme, bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası insan hakları sözleşmesidir. Sözleşme, Avrupa Konseyi (AK) tarafından desteklenmektedir. İstanbul Sözleşmesi, taraf devletleri hukuki olarak bağlar ve devletlere şiddetle mücadeleye yönelik yükümlülükler yükler.

Kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan, bağlayıcı nitelikte olan ilk uluslararası düzenleme olan sözleşmenin dört temel ilkesi mevcuttur. Bunlar; Kadına yönelik her türü şiddetin ve ev için şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması, suçluların kovuşturulması, suçluların cezalandırılması ve kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili işbirliği içeren politikaların hayata geçirilmesidir.

Sözleşme, İstanbul’da gerçekleşen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 121’inci toplantısında kabul edildi ve 11 Mayıs 2011 tarihinde de imzaya açıldı. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ni 11 Mayıs’ta imzaladı, 24 Kasım 2011’de de parlamentosunda onaylayan ilk ülke oldu.(KAZETE Haber Merkezi)