Gezi direnişi davasında 8 kişiye verilen hapis cezası kararlarının gerekçesi açıklandı. Kararda sanıkların Avrupa Konseyi Komiseri ile görüşmek suç sayıldı.

Gezi davasında gerekçeli karar açıklandı. Delile dayanmayan iddialar gerekçe olarak sıralanırken muhalefet şerhi veren hakim “hukuksuz dinleme kayıtlarından başka delil yok” dedi. Gerekçeli kararda yazılan mektuplar, eyleme yapılan çağrılar, basın açıklamaları ve eylemciler hakkındaki, ‘hayat dolu gençler’ ifadesi de suç sayıldı.

Gezi direnişi davasında 8 kişiye verilen hapis cezası kararlarının gerekçesi açıklandı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin; Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden’in 18’er yıl hapisle cezalandırılmasına ilişkin kararının gerekçesinde delile ve ispata dayanmayan pek çok iddia sıralandı ve hapis cezası kararına gerekçe gösterildi. İlk dinleme kararının 18 Haziran 2013’te “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçuna ilişkin alındığı vurgulanan gerekçeli kararda, “hükümete karşı” suçlara dair alınan bir dinleme kararı olmadığı ve dinlemenin uzatılması talebinin ardından “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı”, “Hükümete karşı” suçların 2 Aralık 2014’te eklendiği belirtildi.

Mahkeme heyetinde yer alan ve karara şerh koyan bir üye hakim ise dosya içeriğinde hukuksuz dinleme kayıtlarından başka delil bulunmadığını ifade etti. Muhalefet şerhinde, dava dosyasındaki dinleme kayıtlarının dinleme kararında önceye ait olduğu, bu haliyle dinleme kayıtlarının, kanuna ve hukuka aykırı delil niteliğinde bulunduğu kaydedilerek dinleme kayıtlarının tek başına sanıkların üzerlerine atılı suçlardan mahkumiyetlerine yeter olmadığı ve bu nedenle sanıkların beraat ve tahliyesine karar verilmesi gerektiği aktarıldı.

Avrupalı yetkililerle görüşmek suç sayıldı

Pınar Selek'le ilgili 'hukukdışı' karara kadın örgütlerinden tepki Pınar Selek'le ilgili 'hukukdışı' karara kadın örgütlerinden tepki

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Gezi davasında verilen cezalara ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. Gerekçeli kararda Osman Kavala’nın 1-5 Temmuz 2013’te Türkiye’ye gelen Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks ile görüştüğü, görüşmeyi Yiğit Ali Ekmekçi’nin ayarladığı, Muiznieks’in ziyaret sonrası hazırladığı raporda, kendisine aşırı göz yaşartıcı gaz kullanımıyla ilgili çok sayıda iddia iletildiğini belirttiği kaydedildi.

Kararda, Gezi eylemlerinden kısa bir süre önce, Yiğit Ali Ekmekçi’nin, Osman Kavala’nın yönlendirmesiyle Diyarbakır’a giderek Mezopotamya Eğitim, Bilim, Sanat, Sağlık ve Kültür Vakfı (Mezopotamya Vakfı) kuruluş faaliyetlerine katıldığı ve Mezopotamya Vakfının 16 kişilik kurucu listesinde yer aldığının belirlendiği kaydedilen kararda, vakfın Kürtçe eğitim veren bir üniversite açmak hedefi olduğu, kurulacak üniversitenin adı için “Kürdistan Üniversitesi” olarak başvuru yapıldığı iddiası yer aldı. Gerekçeli kararda, Mezopotamya Vakfının “bölücü emeller” içerisinde olduğu savunuldu.

‘Hayat dolu gençler’ demek de suç sayıldı

Kararda, Ali Hakan Altınay ile Osman Kavala’nın Avrupa Birliği üye devletlerinin dışişleri bakanlarına gönderilen mektubu hazırladıkları, mektupta, Gezi Parkı eylemlerinin ekolojik ve kültürel bütünlüğü koruma amacıyla yapılan barışçıl gösteriler, eyleme katılanları hayat dolu gençler olarak tanımladığı yazıldı. Altınay’ın telefon görüşmelerinde “hoca efendi” ifadesiyle Fetullah Gülen’i kastettiği, örgütle irtibatının olduğuna dair tespit yapıldığı ileri sürüldü.

Video, film, belgesel çekimleri algı oluşturmak amacı taşıdığı iddia edildi

Kararda, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ali Hakan Altınay’ın Osman Kavala’ya yardım ettiği, Çiğdem Mater Utku’nun Gezi eylemleri ile ilgili algı oluşturulmak için film, belgesel, video çekimleri yapılmasını ve bu amaçla oluşturulan grubu koordine ettiği öne sürüldü. Mine Özerden’in Taksim Platformunun sekreterliğini yaptığı, davada yargılananların, medya ve sosyal medya üzerinden “dezenformasyon faaliyetleri” yürüttükleri, “asılsız haberleri kasıtlı paylaştıkları”, “halkın hassasiyetini kullanarak provokatif faaliyetlerde bulundukları”, “halkı emniyet güçlerine karşı yasa dışı eylem ve gösteri yapmaya tahrik ettikleri”, Mücella Yapıcı’nın “şiddet eylemlerine zemin hazırladığı” gibi iddialar sıralandı.

Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın “eylemlerin yönlendirilmesi ve yönetilmesinde aktif görev aldığı” ifadeleri yer alan kararda, Ayşe Pınar Alabora, Henri Jak Barkey, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Mehmet Ali Alabora, Yiğit Aksakoğlu ve İnanç Ekmekçi’nin hakkındaki yakalama kararlarının infaz edilemediği, bu nedenle dosyalarının ayrıldığı kaydedildi.

Üye hakimin muhalefet şerhi

Üye hakimin muhalefet şerhine de yer verilen gerekçeli kararda, dosya içeriğindeki dinleme kayıtlarından başka delil bulunmadığı ifade edildi. İlk dinleme kararının 18 Haziran 2013’te “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçuna ilişkin alındığı vurgulanan gerekçeli kararda, “hükümete karşı” suçlara dair alınan bir dinleme kararı olmadığı ve dinlemenin uzatılması talebinin ardından “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı”, “Hükümete karşı” suçların 2 Aralık 2014’te eklendiği belirtildi. Muhalefet şerhinde, dava dosyasındaki dinleme kayıtlarının bu tarihten önce olduğu, bu haliyle dinleme kayıtlarının, kanuna ve hukuka aykırı delil niteliğinde bulunduğu kaydedilerek, dinleme kayıtlarının tek başına sanıkların üzerlerine atılı suçlardan mahkumiyetlerine yeter olmadığı ve bu nedenle sanıkların beraat ve tahliyesine karar verilmesi gerektiği vurgulandı.

Ne olmuştu?

İstanbul Taksim’de başlayıp ülke geneline yayılan Gezi Parkı eylemlerine yönelik ilk dava 2014 yılında açıldı. Sanıkların 2015 yılında beraat etmesinin ardından 2019 yılında ikinci bir dava daha başlatıldı. Bir yıl sonra sonuçlanan bu davada “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “mala zarar verme”, “kasten yaralama” ve “ağırlaştırılmış yaralama” suçlarından yargılanan sanıklar, suçlamalara ilişkin somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle bir kez daha beraat etti. Fakat savcılığın itirazı üzerine davanın yeniden görülmesine karar verildi. Osman Kavala cezaevinden çıkamadan yeniden tutuklandı bir süre sonra da beraat kararı istinaf mahkemesi tarafından bozuldu.

Bu süreçte 1602 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala’nın “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ile “siyasal ve askeri casusluk” suçlarından yargılandığı dava, beraat kararı bozulan Gezi davası ile birleştirildi.00

Yanı sıra Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanığın, Gezi protestoları nedeniyle yargılandığı davanın da beraat kararı bozuldu. O dava da Gezi Parkı ana davasıyla birleştirildi.

Tüm itirazlara rağmen torba davaya dönüşen Gezi Davası’nda yargılama 21 Şubat 2022 yılına kadar böyle devam etti. 21 Şubat’ta görülen duruşmada şimdiye kadar davaların ayrılması taleplerini reddeden mahkeme heyeti, Çarşı davasının ayrılmasına karar verdi.

4 Mart’ta savcılık, esas hakkında mütalaasını açıkladı. Mütalaada, Osman Kavala ve Mücella Yapıcı’nın, “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ile hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Mütalaada, davanın diğer 6 sanığı, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’nin ise “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçunu yardım eden sıfatıyla işledikleri gerekçesiyle 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.

Mütalaada ayrıca, haklarında yakalama kararı bulunan sanıklar Pınar Alabora, Henry Barkey, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Memet Ali Alabora, Yiğit Aksakoğlu ve İnanç Ekmekçi’nin dava dosyasının ayrılarak yakalama kararı infazlarının beklenmesi talep edildi.

(Kaynak:Evrensel)