Fetihtepe mahallesinde Beyoğlu Belediyesi'nin kentsel dönüşüm için imza vermeyen yurttaşlara elektrik, doğalgaz ve sularını keserek zorbalık uyguladı. Mahalleli yapılanlara karşı direnişini akşam saatlerinde düzenledikleri forumda bir araya gelerek dile getirmeye devam etti.

İstanbul’un Beyoğlu ilçesine bağlı Fetihtepe mahallesinde, hakları korunmadan yapılmak istenen kentsel dönüşüme karşı çıkan ve bunun için imza vermeyen bölge sakinleri, elektrik, doğal gaz ve sularının kesilmesini Beyoğlu Belediyesi'nin önünde protesto etti. Okmeydanı Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkan Yardımcısı Rüstem Karakuş, “Mahalleyi yaşanmaz hale getirdikten; elektriksiz, susuz ve doğal gazsız bıraktıktan sonra yeni plan yapmaya başladılar. Yani en başta yapmaları gerekeni en sonda yaptılar” dedi.

Beyoğlu’ndaki Fetihtepe mahallesinde yapılmak istenen kentsel dönüşüme karşı bölge sakinlerinin itirazı devam ediyor. Kentsel dönüşüm için imza vermemelerine ve dönüşüme karşı çıkmalarına karşın mahallenin elektrik, su ve doğal gazını kesme işlemlerine 7 Haziran Salı günü başlanmıştı. Mahallelinin de kapatma işlemlerine engel olmak istemesi üzerine bölgeye çok sayıda polis ve çevik kuvvet ekibi sevk edilmişti. Elektrik, doğal gaz ve su bağlantılarının kesileceği binaların önü polis tarafından abluka altına alınırken mahalleli de bina kapılarının önünde beklemeye başlamıştı. Polis zoruyla bağlantıların kesilmesi, önceki gün ve dün de mahallelinin tüm itirazlarına karşın devam etmişti.

Fetihtepe mahallesi sakinleri, bu kez seslerini duyurmak ve yapılanları protesto etmek için Beyoğlu Belediyesi’nin önünde bir araya geldi. Eyleme CHP İstanbul milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ali Şeker, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ve SOL Parti PM üyesi Alper Taş da destek verdi. “Zorbalıkla değil, rızayla kentsel dönüşüm istiyoruz” ve “Rantçının, yağmacının, yandaşın değil halkın yanında ol", "Seninleyiz Fetihtepe” yazılı dövizlerin taşındığı eylemde konuşan Fetihtepe Mahallesi Dernek Başkanı Şenel Kartal, Beyoğlu Belediye Başkanı Ali Haydar Yıldız’ın seçim döneminde kendilerine rızaya dayalı bir kentsel dönüşüm yapacağı sözünü verdiğini anımsattı. Kartal, şöyle konuştu:

“YAŞAM HAKKIMIZI TAMAMEN ELİMİZDEN ALDILAR

Şimdi beyan nedir? Bir insanın seçim zamanı geleceğinde yapacağı işler, halka verdiği sözdür. Söz nedir? Söz namustur. Kentsel dönüşüm ofisi, halkımızın üstüne imzalar için baskı ve zulüm yapmaya başladı. O dönemler, pandemi dönemiydi. Ben dernek başkanı ve yönetici 20 arkadaşıma mahallede silah çekildi. Bununla ilgili olarak bir yılı geçti. Cumhuriyet savcılığı tarafından hiçbir dava açılmadı. Bunları zaten sosyal medyada gördünüz. Kim oldukları belli, ne oldukları belli. Yolları belli, izleri belli fakat bunlara dava açılmıyor. Şimdi süreç içinde halk kabul etmeyince telefonlar yağmaya başladı. ‘Ya gel imza at ya da senin 100 bin lira, 50 bin lira, evine ne değer biçtiysek’; onlar bizim evimize değer biçti. Çünkü bizim alın terimizle birlikte onlar da o inşaatta çalıştı ya onun için bizim evimizin değerini de onlar belirledi. 6306 sayılı Riskli Alan Yasası’na dayandırdılar. Diyarbakır Sur’daki işlemleri yapabilmek için bir torba yasa çıkardılar. Bu torba yasanın içine 17’nci madde diye bir madde eklediler. Bununla birlikte hukuksal olarak yaşam hakkımızı tamamen elimizden aldılar.

ZORBALIĞA DEVAM ETTİLER: 

Sürece devam ettiler, zorbalığa devam ettiler. Bundan iki ay kadar önce bizlere birinci bir ihtarname elden; oradan, buradan, gelen, gelmeyen, ölülere, binayı terk etmişlere, kiracılara göndermeye başladılar. Daha bu bitmeden hemen ikinci talep, bu bitmeden kiracılara evrak… Bu bitmeden ruhsat vermedikleri iş yerlerine de geldiler. Kimliğini vermediğiniz bir adama kimlik sorabilir misiniz? Yani böyle bir durumla karşı karşıyaydık. Amacımız, kentsel dönüşümdeki haksızlıkları dile getirmek. Fetihtepe’de olan olay, bugün Türkiye’nin birçok noktasında oluyor. Belki onlar bizim kadar sesini çıkaramıyor. Ben, buradan Tozkoparan’a da teşekkür ediyorum. Bu süreç içinde yanımızda oldular.

NEDEN VATANDAŞLARIN GELİR DURUMLARINI DÜŞÜNMÜYORSUN

Kanunlar çıkarılabilir, Meclis’te sayın fazla olabilir ama vicdanın olmalı, vicdanın. Bize gelen bu evraklardan sonra avukatımız Sayın Onur Cingil tarafından 83 dava, diğer vatandaşlarımızdan 80’e yakın davayla 160 dava açtık. Bunların birçoğuna yürütme durdurma kararları aldık. Tabii ki 6306 liste alana dayatıyor. Halbuki Beyoğlu ilçesinin bir milyon 650 bin metrekaresinin bir milyon 200 bin metrekaresini riskli alan ilan ettiler. Riskli alan, insanların yaşamını daha kaliteli bir duruma getirmek, yaşamlarını güvenceye almak, riskli binalardan kurtarmak, metruk binalardan kurtarmak, daha güzel bir yaşam hakkı sağlamak içindir ama maalesef ki ülkemizde bu, böyle yürümüyor. Vatandaşın mahallesinde kentsel dönüşüm yaparken sen neden oradaki vatandaşları kâle almıyorsun? Neden oradaki vatandaşların gelir durumunu düşünmüyorsun? Neden oradaki vatandaşlara ‘şu’ diye hitap ediyorsun?

İNSANLARIN RIZASINI ALMADAN BU ŞEKİLDE YÜRÜYEMEZSİNİZ

 İnsanların rızası hiçbir şekilde göz önüne alınmayıp bu şekilde yürüyemezsiniz. Yürütmeyi durdurma kararı olsa ne olacak? Bugün mahallemizde bir sürü hasta vardı. Elektrik, su kesmeye geldiler. Birçok hasta var. Kanser hastası var. Yatalak var. KOAH var. Var da var. Yeni doğmuş çocuk var. Şimdi birinci günü şöyle oldu. Sayın emniyet müdürü de buradadır. Kendisine dedim ki ‘Bakın, hasta var, buranın elektriğini, suyunu kesmeyin lütfen’. ‘Ben’ dedi, ‘bununla yetkili değilim, belediye yetkilileri’; belediye yetkilisi de doğru düzgün yoktu. Hiç oralı olmadılar. Bu şekilde devam ettiler. Su, elektrik, insanın bir yaşam hakkıdır, yaşam. Anayasa’mızda biz bir sosyal devlet değil miyiz? Biz bir sosyal devletiz değil mi? Sosyal devleti o zaman kaldıralım. Kaldırın o zaman. Yani nedir bu? Ben, birinci ve ikinci günü gözaltına alındım, çok konuştuğum için.

BELEDİYEDEN HEYET KURMASINI İSTİYORUZ:

Benim mahallem Filistin mahallesi değil, benim polisim İsrail polisi değil. Benim polisim, bu ülkenin fakir evlatlarından oluşan memur. Memur, sen ‘tut’ dersin tutar, ‘bırak’ dersin bırakır, ‘kovala’ dersin kovalar. Onu da sen vicdanıyla baş başa bırakmıyorsun ki. Bana karşı yapmayacağı bir hareketten onu da cezalandıracaksın. Ya bunlar doğru değil. Dünkü olaylarda, orada annem yaşında, nenem yaşındaki kadınların ağlaması beni çok duygulandırdı. Ben bir insanım ya. Mahallede herkes mikrofon tutamıyor, hakkını aramıyor diye buna öncülük etmeyecek değiliz. Belediyeden ne istiyoruz, biliyor musunuz? Öncelikle bir heyet kurmasını istiyoruz.”

Fetihtepe mahallelisi adına hazırlanan ortak açıklamayı da Okmeydan Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkan Yardımcısı Rüstem Karakuş okudu. “Bizler, Okmeydanı Halkı olarak yıllarca Beyoğlu Belediyesi’nin adeta cennet vaat eden sözleriyle yaşadık. Herkesin dairesine daire, dükkânına dükkân vereceklerini, kimsenin borçlandırılmayacağını, rızayla dönüşüm yapacaklarını vaat eden belediye yetkilileri, bugün 3550 110111 adada yaptıkları uygulamayla ne yazık ki bunun tam tersini yapmaktadırlar” diyen Karakuş, şunları söyledi:

“MAHKEME KARARLARIYLA DEFALARCA İPTAL OLMUŞ PLANLARA GÖRE İŞLEM YAPTILAR

 Büyük çoğunluğu kendi seçmenlerinden oluşan 3550 numaralı adada, iki yıldır yaptıkları ikna çalışmalarına, baskılara, tehditlere, mahalleyi yaşanmaz hâle getiren uygulamalara rağmen dönüşüm için gerekli olan üçte ikilik çoğunluğu bir türlü sağlayamadılar. Çoğunluğu hiç sağlayamayacaklarını anlayınca şimdi, 6306 sayılı Riskli Alan Yasası’nı uygulamak suretiyle hak sahiplerinin altyapı hizmetlerini kesmeye başladılar. Bunu yaparken Kentsel Dönüşüm Yasası’nın olmazsa olmaz kuralı olan ‘plan olmadan uygulama yapılamaz’ ilkesini ayaklar altına aldılar. Mahkeme kararlarıyla defalarca iptal olmuş planlara göre işlemler yapılar.

ZULMÜ PROTESTO EDİYORUZ

Çeşme'de çocuklar için ikinci masal evi Ovacık'ta açılıyor Çeşme'de çocuklar için ikinci masal evi Ovacık'ta açılıyor

Şimdi, mahalleyi yaşanmaz hale getirdikten; elektriksiz, susuz ve doğal gazsız bıraktıktan sonra yeni plan yapmaya başladılar. Yani en başta yapmaları gerekeni en sonda yaptılar. Ne yazık ki bunu da usulüne uygun yapmadılar. Planlama ilkelerine göre paydaşların, sivil toplum örgütlerinin, şehir plancıları ve mimarlar odasının görüşleri alınarak yapılması gereken planları, tepeden inme gizli saklı yöntemlerle yaptılar. Bugün Beyoğlu Belediyesi’ndeki meclis çoğunluklarına dayanarak, iptal olmuş planları küçücük değişiklikler yaparak yeniden onaylamak istiyorlar. Bizler, Beyoğlu Belediyesi’nin yaptığı bu hukuksuzlukları, haksızlıkları, 3550 numaralı adadaki zulmü protesto ediyor, aşağıdaki taleplerimizi bir kez daha kendilerine bildiriyoruz.”

Rüstem Karakuş, mahallelinin 11 talebini de şöyle sıraladı:

“PLANLAR YAPILANA KADAR DÖNÜŞÜM DURDURULSUN”

- “Kentsel Dönüşüm Yasası’nın ‘plan olmadan dönüşüm yapılamaz’ kuralının gereği olarak 1/5000’lik ve 1/1000’lik planların yapılmasını;

- Planların bölgemizdeki sivil toplum kuruluşlarından, üniversitelerin ilgili bölümlerinden, şehir plancıları ve mimarlar odasından görüş alınarak yapılmasını;

- Planlar yapılıncaya kadar adamızdaki plansız kentsel dönüşüm uygulamasının durdurulmasını;

- Tapulu-tapusuz ayırımından kaynaklı sorun ve mağduriyetlerin yaşanmaması için 2981 ve 4706 sayılı yasaların öngördüğü kurallar çerçevesinde hak sahipliği kazanmış olanlara tapularının verilmesini;

“ÇOĞUNLUK SAĞLANMADAN UYGULAMA YAPILMASIN”

- Hak sahibi olduğumuz paylarımızın belirlenmesinde 6306 sayılı Yasa gereği ‘arsa payı’nın dikkate alınmasını, ardından plana ve paylarımıza uygun avan projenin yapılarak tapuya tescil edilmesini;

- Her dairenin şerefiye puanı ve bedelinin belirlenerek avan projeye işlenmesini;

- Şu anda bize imzalamamız için sunulan muvaffakatnamenin tek taraflı bir beyan olması nedeniyle bunun yerine idarenin ve hak sahiplerinin karşılıklı hak ve sorumluluklarının belirlendiği, ekinde avan proje, idari ve teknik şartnamenin olduğu hukuki sözleşme yapılmasını;

- Üçte ikilik çoğunluk sağlanmadan uygulama yapılmamasını;

“BİN 500 LİRALIK KİRA YARDIMLARI İSTANBUL GERÇEĞİNE GÖRE BELİRLENSİN”

- Devlet eliyle yapılan dönüşümün, Anayasa’mızdaki ‘sosyal devlet’ ilkesine uygun olarak kârı amaçlayan değil, maliyetine yapılmasını;

- Halihazırdaki uygulamada 6 ayda bir memura yapılacak zam artışı kadar artırılarak ödememiz istenen borç taksitlerimizin, kamu bankalarındaki konut kredi sistemine bağlanarak 20 yılda sabit olarak ödenmesini;

- Bin 500 TL olan kira yardımlarının İstanbul gerçeğine göre yeniden belirlenmesini ve hak sahiplerine yeni yapılan dairelerine taşınıncaya kadar ödenmesini talep ediyoruz.”

AVUKAT ONUR CİNGİL: BELEDİYE BAŞKANI EVE GİTTİĞİNDE FETİHTEPE AKLINA GELİYOR MU

Mahallelinin avukatı Onur Cingil de Fetihtepe’de halk düşmanları ile mücadele ettiklerini söyledi. “Halkını dinlemeyen, halkına çevik kuvvet gönderen, kan döktüren bir zihniyetle mücadele ediyoruz” diyen Cingil, belediye başkanı Ali Haydar Yıldız’a siyaseti bırakma çağrısı yaptı. Cingil, özetle şöyle konuştu:

“Belediyeler hizmet etmek için vardır ama bu belediye halkına zulmetmek için var. Başka da bir şey yapmıyor. Bugün biz, belediyenin önüne geldik. Kendisi Fetihtepe’ye gelemeyeceği için geldik. Rahat rahat gelemeyeceğini, selam alamayacağını çok net bilsin. Halkına düşman olanların saltanatı en kısa zamanda yıkılacak. Burası için ‘riskli alan’ dediler. Riskli alan olmadığını ispat edebilirdik. Bir hileyle burayı, torba yasadan ‘riskli alan’ yaptılar. Buralar bu insanların tapulu mülkleri. Bugün bakanlıkla belediye, tapulu yerlere çöküyor. Vicdanlara, insan haklarına aykırı bir iş yapılıyor. Çok merak ediyorum; belediye başkanı akşam eve gittiğinde Fetihtepe’dekiler aklına geliyor mu?”

Cingil’in konuşmasının ardından mahalleli de sırayla söz alarak konuşma yaptı. (ANKA)