İklim değişikliği etkilerine dikkat çekmek amacıyla her yıl küresel çapta kutlanan Dünya Günü'nün bu yılki teması "Gezegenimize Yatırım Yapın."

İklim değişikliği ve çevre kirliliği gibi konulara Google bugün iklim değişikliğine yönelik doodle hazırladı.Google kullanıcıları ana sayfada karşılaştığı doodle görseliyle meraklandı. Görselin üstüne gelince Dünya Günü 2022 yazıyor olması vatandaşları arayışa geçirdi.

Peki Dünya Günü 2022 nedir? İklim değişikliğinin nedenleri ve sonuçları ne demek, nasıl önlenir? İşte iklim değişikliği etkilerine dikkat çekmek amacıyla her yıl küresel çapta kutlanan Dünya Günü'nün bu yılki teması "Gezegenimize Yatırım Yapın."

Barış konusunda attığı adımlarla bilinen aktivist John McConell'ın, 22 Nisan 1969 yılında çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla önerdiği Dünya Günü (The Earth Day) 1970 yılı itibariyle kutlanmaya başlandı.

İlk Dünya Günü, ABD'de 22 Nisan 1970'de ABD genelindeki üniversite kampüslerinde kutlandı. 22 Nisan günü ise ABD'de bahar tatili ile final sınavları arasına denk gelmesi nedeniyle seçildi. Öğrencilerin ağırlıklı olduğu 20 milyon kişi kutlamalara katıldı. 

Dünya Günü, pek çok çevre hareketinin önünü açtı. ABD'de Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin ve ABD Çevre Koruma Ajansı'nın kurulmasına ön ayak oldu.

1990'da küreselleşen bu özel gün, dünyadaki 200 milyondan fazla insanı harekete geçiren, global ölçekte bir çevre hareketi haline geldi. 2022 Dünya Günü'nün teması ise "Gezegenimize Yatırım Yapın."

Dünyanın dört bir yanından insanlar, her yıl 22 Nisan Dünya Günü'nde iklim değişikliğinden ormansızlaşmaya, plastik kirliliğinden, canlıların soylarının tükenmesine kadar çevremizin karşı karşıya olduğu en acil tehditleri ele almak için seferber oluyor. Peki iklim değişikliği son yıllarda nasıl bu kadar hızlandı? İklim değişikliğinin nedenleri ve sonuçları neler oldu?

DÜNYADA 30 YILDA TÜRKİYE'NİN 5 KATI BÜYÜKLÜĞÜNDE ORMAN YOK OLDU

İklim değişikliğini hızlandıran en büyük nedenler arasında ormanların azalmasını gösterebiliriz. Dünyada çeşitli ekonomik sebeplerle 1990-2020 döneminde Türkiye'nin yaklaşık 5 katı büyüklüğünde orman yok oldu.

Dünyada 1990-2020 döneminde ormansızlaşan alan miktarının 420 milyon hektar olduğu bilgisini paylaşan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay "Türkiye'nin 78 milyon hektar yüz ölçümü var. Bakacak olursak Türkiye'nin 5 katına yakın bir orman alanı 30 yılda yok olmuş. Yıllık olarak ise bu kabaca 10 milyon hektardan fazla bir alana karşılık geliyor" diyor.

"Ormansızlaşma, orman alanlarının çeşitli nedenlerle kesilmesiyle oluşuyor. Bu nedenlerin başında yeni tarım ve hayvancılık alanları kazanmak geliyor. Bu ormanlar kesilerek palmiye ağaçları dikiliyor, kakao ağaçları dikiliyor ya da hayvan çiftliklerine dönüştürülüyor. Bir diğer sebebi bu alanlarda madenler var. Madencilik faaliyetleri özellikle Afrika'da çok ciddi ormanlara zarar veriliyor. Diğer yandan da özellikle tropikal ormanların ağaçları çok değerli. Piyasada çok para ediyor. Bu amaçla da özellikle az gelişmiş ülkeler bu odun geliri için de ormanları azaltıyor."

AA'ya konuşan Tolunay, bu rakamın büyük bir çoğunluğunun dünyanın en önemli ekosistemleri olan tropikal yağmur ormanlarında görüldüğünü, özellikle de Afrika ve Güney Amerika'daki yağmur ormanlarında ciddi azalma olduğunu kaydediyor.

Resmi rakamlara göre Türkiye'de 22,9 milyon hektar orman alanı olduğunu söyleyen Tolunay, "Türkiye'de 2020 sonuna kadar 748 bin hektar kadar orman alanı ormancılık dışı faaliyetlerle niteliğini kaybetti. Yüz ölçümü olarak ifade etmek gerekirse, 1970'li yıllardan 2020 sonuna kadar kaybedilen bu alanlar Artvin ilinin yüz ölçümüne denk geliyor" bilgisini veriyor.

DOĞAL KAYNAK KULLANIMI ARTTI

Uluslararası bir çevre örgütü olan Friends of the Earth'ün raporuna göre, insanlar 30 yıl öncesine göre yaklaşık yüzde 50'den daha fazla doğal kaynak kullanıyor.

ABD'deki Ulusal Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) ve Berkeley Earth'ten bilim insanları, geçmişten günümüze küresel ısı değerlerini inceledi. İncelemeye göre son 7 yıl, kayıtların tutulmaya başlandığı 1850'lerden bu yana küresel olarak kaydedilen en sıcak yıllar oldu. Artan sıcaklıkların 1,8 milyar insanı etkilediğini kaydeden bilim insanları, temmuz 2021'in bugüne kadar görülen en sıcak ay olduğunu vurguluyor.

NOAA'nın iklim raporuna göre, Kuzey Kutup bölgesinde kaydedilen sıcaklıklar en yüksek seviyeye ulaştı. Araştırmada Kuzey Kutbu'ndaki kara alanları üzerindeki yıllık ortalama sıcaklığın 1981 ortalamasının 2,1C üzerinde olduğu ortaya koyuldu.

Covid-19 karantinaları nedeniyle karbondioksit emisyonlarında yüzde 6 ila yüzde 7'lik bir düşmüştü. Ancak buna rağmen 2020'de sera gazı salınımı 800 bin yıldır kaydedilen en yüksek seviyeye çıktı.

Sürdürülebilir Sistemler Merkezi'ne göre, gıda üretimi ve nakliyesi bir hanenin karbon ayak izinin yüzde 10 ila 30'unu oluşturuyor.

PLASTİK ATIKLARIN YÜZDE 80'İ ÇEVREDE

Recycle Now adlı kurum, şimdiye kadar insanlar tarafından üretilen tüm plastik atıkların yaklaşık yüzde 80'inin hala çevrede olduğunu ifade ediyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na göre, insanlar her yıl yaklaşık 400 milyon ton plastik atık (Neredeyse tüm insan nüfusunun ağırlığına eşit) üretiyor. Dünyada her dakika 1 milyon plastik şişe satın alınıyor ve üretilen plastiğin yarısı tek kullanımlık olarak tasarlanıyor. 2050 yılına kadar, birincil plastik üretiminin 34 milyar tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Çevre Programı, "Plastik akışını yavaşlatmamız gerekiyor ancak plastik atıklarımızı yönetme şeklimizi de iyileştirmemiz gerekiyor" diyor.

Plastik, deniz canlılarına olduğu kadar insanlara da zarar veriyor. İnsanlar, endişe verici miktarlarda plastik yiyor, içiyor ve soluyor. Hava, yiyecek ve içecekler ile kişisel bakım ürünleri yoluyla yutulan bu plastikler vücuda yerleşebiliyor. Öyle ki Amsterdam Vrije Üniversitesinden bilim insanları, insanlar üzerinde yürüttükleri araştırmada, deneklerin yüzde 77’sinin kanında mikroplastik buldu. Araştırmacılar, tamamı sağlıklı yetişkin 22 bağışçıdan alınan kan örneklerini analiz etti ve deneklerin 17'sinin kanında ölçülebilir miktarda plastik parçacıklar bulundu.

MODA SEKTÖRÜ MASUM MU?

Kar amacı gütmeyen Global Fashion Agenda ve yönetim danışmanlığı firması McKinsey and Company tarafından hazırlanan 2020 raporuna göre, moda sektörü, yaklaşık 2,1 milyar metrik ton sera gazı emisyonundan sorumlu. Araştırmacılar, önümüzdeki on yılda önlem alınmazsa, moda endüstrisinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının 2030 yılına kadar, her yıl yaklaşık 2,7 milyar tona yükseleceğini tahmin ediyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından 2021 yılında yayınlanan bir rapora göre, 2019 yılında üretilen 931 milyon ton gıda atığının 26'sı gıda hizmeti sektörüne ait. Araştırmacılar, küresel sera gazı emisyonlarının tahmini olarak yüzde 8 ila yüzde 10'unun tüketilmeyen yiyeceklerle ilişkili olduğunu söylüyor.

İÇME SULARI ARITILMADAN EKOSİSTEME GERİ DÖNÜYOR

Birleşmiş Milletler'e göre, dünyadaki atık suyun yüzde 80'i arıtılmadan veya yeniden kullanılmadan ekosisteme geri dönüyor. Evsel atık sularının yaklaşık yüzde 44'ü dünya genelinde güvenli bir şekilde arıtılmıyor. Bu nedenle, dünya çapında yaklaşık 1.8 milyar insan, kirli içme suyu kaynağı kullanıyor. Arıtılmamış su, kolera, dizanteri, tifo ve çocuk felci gibi hastalıklara neden oluyor.

MERCAN RESİFLERİ YOK OLUYOR

World Wide Fund for Nature'a (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) göre 1970'ten bu yana habitat kaybı, kirlilik, iklim değişikliği ve diğer faktörler nedeniyle dünya genelinde omurgalı tür popülasyonları ortalama yüzde 68 azaldı, en büyük kayıp ise yüzde 84 ile sulak alan türlerinde yaşandı.

Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'ne göre, okyanuslardaki en yüksek sıcaklık seviyeleri 2015 ile 2021 arasında meydana geldi. 2021'de Kuzey Atlantik Okyanusu, Kuzey Pasifik Okyanusu ve Akdeniz'de rekor düzeyde sıcaklık tespit edildi.

NOAA, sera gazlarının ısınmaya neden olduğunu, ısının yüzde 90'ından fazlasının okyanusta biriktiğini söylüyor. Artan okyanus ısısı, yükselen deniz seviyelerine, mercan ağarmasına, buzulların ve buz tabakalarının erimesine neden oluyor. NOAA, ayrıca okyanusta depolanan ısının serbest kalmasıyla sıcaklığın önemli ölçüde artacağını ekliyor.

BÖCEK POPÜLASYONUNDA DÜŞÜŞ

Merkezi ABD'de bulunan haber ajansı UPI'de yer alan habere göre, yapılan son araştırmada, artan sıcaklıkların ve arazi kullanımındaki değişikliklerin dünyanın bazı bölgelerindeki böcek popülasyonlarında yaygın düşüşleri tetiklediği kaydedildi. İngiltere'deki University College London'ın Biyoçeşitlilik ve Çevre Araştırmaları Merkezinden bir ekip, araştırma kapsamında dünya çapında yaklaşık 20 bin böcek türünü inceledi.

Yüksek yoğunluklu tarım yapılan ve iklim değişikliği nedeniyle hava sıcaklığı hızlı artan bölgelerdeki böcek sayısının, iklim değişikliğinin kaydedilmediği diğer habitatlara kıyasla yüzde 49 daha az olduğu görüldü. Tropikal ekosistemlerdeki böcek popülasyonlarının insan etkisiyle daha çok etkilendiğini belirten araştırmacılar, düşük yoğunluklu tarım bölgelerinde böcek popülasyonlarındaki kayıpların çok daha düşük olduğunu ortaya çıkardı.

KUŞLARIN YAŞAM ALANLARI DEĞİŞTİ

Küresel ısınma kaynaklı doğa ve hava olayları her yıl milyonlarca insanı etkilerken kuşlar da bu durumdan etkileniyor. Özellikle iklim kaynaklı değişiklikler nedeniyle kuşlar, daha önce hiç bulunmadıkları bir bölgeyi göç rotalarına ekleyebilirken belirli bir süre kaldıkları bölgede artık daha uzun veya daha kısa bir süre konaklayabiliyorlar. Öyle ki yaşam alanı çöl olan kuşlar artık Türkiye'de görülebiliyor. 

TÜRKİYE'DE SERA GAZI EMİSYON İSTATİSTİKLERİ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) sera gazı envanteri sonuçlarına göre, 2020 yılı toplam sera gazı emisyonu bir önceki yıla göre %3,1 artarak 523,9 milyon ton (Mt) CO2 eşdeğeri (eşd.) olarak hesaplandı. Kişi başı toplam sera gazı emisyonu 1990 yılında 4 ton CO2 eşd., 2019 yılında 6,2 ton CO2 eşd. ve 2020 yılında 6,3 ton CO2 eşd. olarak hesaplandı.

Toplam sera gazı emisyonlarında 2020 yılında CO2 eşd. olarak en büyük payı %70,2 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken bunu sırasıyla %14 ile tarım, %12,7 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı ve %3,1 ile atık sektörü takip etti.

Enerji sektörü emisyonları 2020 yılında, 1990 yılına göre %163,3 bir önceki yıla göre ise %0,6 artarak 367,6 Mt CO2 eşd. olarak hesaplandı. Endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı emisyonları 1990 yılına göre %190,5 ve bir önceki yıla göre %14 artarak 66,8 Mt CO2 eşd. olarak hesaplandı.

Tarım sektörü emisyonları 2020 yılında, 1990 yılına göre %58,8 ve bir önceki yıla göre %7,5 artarak 73,2 Mt CO2 eşd. olarak hesaplandı. Atık sektörü emisyonları ise 1990 yılına göre %48, bir önceki yıla göre %2,1 artarak 16,4 Mt CO2 eşd. olarak hesaplandı.

Toplam CO2 emisyonlarının 2020 yılında %31,6'sı elektrik ve ısı üretiminden olmak üzere %85,4'ü enerji sektöründen, %14,2'si endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı sektöründen, %0,4'ü ise tarım ve atık sektörlerinden kaynaklandı.

HALKIN ENDİŞELERİ ARASINDA 8. SIRADA

Merkezi Fransa'da bulunan çok uluslu bir pazar araştırma ve danışmanlık firması olan Ipsos'un Dünya Günü kapsamında 31 ülkede yaptığı anket, insanların küresel iklim değişikliği nedeniyle duyduğu endişeyi ortaya koyuyor.

16-74 yaşları arasındaki 23.577 bireyim katıldığı çalışmada iklim değişikliği kamuoyunun endişe listesi içerisinde 8. sırada kendine yer buluyor.  Çalışmaya katılanların yüzde 48'i, iklim değişikliği nedeniyle kaygılı olduğunu belirtiyor.

Endişenin, Kolombiya, Şili, Meksika gibi Latin Amerika ülkelerinde belirgin olduğu gözleniyor. İklim değişikliği konusunda o kadar da endişelenmeyen ülkeler arasında Birleşik Kırallık, Japonya, Hollanda, Rusya ve Çin sıralanıyor. Türkiye, listede yüzde 60'lık yüzdeyle 8. sırada yer alıyor. 

Katılımcıların yüzde 68'i hükümetin ve işletmelerin hemen harekete geçmelerini yoksa gelecek nesilleri olumsuz etkileyeceklerini düşünüyor. 

Sadece yüzde 39'luk bir kesim hükümetlerinin iklim değişikliğiyle mücadeleye dönük bir plana sahip olduğunu düşünüyor. Ankete katılanlar, iklim değişikliğiyle mücadelede hükümetin yüzde 77, işletmelerin yüzde 76, bireylerin yüzde 74 oranda sorumluluk taşıdığına inanıyor.

BİREYSEL OLARAK ÇEVREYİ KORUMAK İÇİN NE YAPMALI?

İnsan sosyal bir varlık olarak ihtiyaçlarını karşılarken işin çevre kısmını maalesef atlayabiliyor. Elbette daha temiz bir çevre için hükümete ve işletmelere büyük sorumluluklar düşüyor. Peki bireysel olarak ele aldığımızda atıklarımızı nasıl azaltabilir, çevreyi daha gelecek nesillere temiz bir şekilde bırakabiliriz?

Sürdürülebilir bir çevre için farkındalık oluşturabilmek ve çevrenin korunmasına katkı sağlayabilmek için mutlaka davranış ve yaşam şeklini değiştirmek, karbon ayak izini minimuma indirmek gerekiyor. 

ÇEVRE BİLİNCİ ERKEN YAŞTA AŞILANMALI

Bunun için öğrencilere çevre bilinci konusunda daha fazla eğitim verilmesi tavsiye ediliyor. Çevre eğitimi, bir yandan ekolojik bilgileri aktarırken diğer yandan da bireylerde çevreye yönelik tutumlarının gelişmesini ve bu tutumların davranışa dönüşmesini sağlıyor.

Erken yaşlarda doğayla olan ilişkilerde empatinin gelişmesi ve doğaya karşı sevginin oluşması, bireylerin doğaya çöp atmasına engel olmak için önemli bir adım. Bunun yanında tanıtıcı reklâmlar, afiş ve broşürlerin yayınlanması ekipmanların dağıtılması, vatandaşların bilgilendirilmesiyle eğitim sürekli hale getirilebilir.

SIFIR ATIK POLİTİKASI

Elbette çevre temizliği için yere ufacık bir kağıt parçası bile atmamak, çöpleri çöp kutusuna atmak, etrafta çöp kutusu bulamıyorsak atıklarımızı çantamıza ya da cebimize koymak, sahilleri, ormanları bulduğumuz gibi bırakmak gerekiyor.

Doğayı korumak için atılacak bir diğer adım ise sıfır atık politikası. Sıfır Atık; israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesi veya minimize edilmesi, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan 'atık yönetim felsefesi' olarak tanımlanıyor.

Dünyadaki başta plastik olmak üzere tek kullanımlık ürünlerin artışına bir tepki olarak doğan sıfır atık akımının öncülerinden biri ise Bea Johnson. Johnson, yılda sadece bir kavanoz çöp çıkardığını belirtiyor.

Sıfır atık yaşam tarzını benimsemenin ilk adımları hayatınıza 5R kuralını uygulamaktan geçiyor. 5R kuralını; refuse (reddet), reduce (azalt), reuse (yeniden kullan), rot or replant (kompost yap, yeniden dik) ve recycle (geri dönüştür) olarak açıklayabiliriz.

Kurala göre ilk başta atık oluşturacak tüm ürünlerden vazgeçmek, vazgeçilemiyorsa, daha az alışveriş yaparak gereksiz tüketimi azaltmak gerekiyor. Bir sonraki adımda, ürünlerin yeniden kullanarak atık sahalarına daha fazla çöp bırakmamak amaçlanıyor. Yeryüzüne kaynaklarını geri döndürebilmek için kompost yapmak ve son olarak kalan atıkları ayrıştırmak da 5R'nin diğer adımlarından. Gelin şimdi temiz doğa için alınabilecek önlemlere bakalım...

PLASTİĞE ELVEDA

Plastik atıklar deniz canlıları açısından çok büyük tehdit oluşturuyor. Okyanuslarda oluşan dev plastik adaları deniz yaşamını yok ediyor. Canlılar hem plastik atıkları gıda sanarak tüketiyor hem de bu atıklar gözle görülmeyecek kadar küçük parçalara ayrılarak tüm besin zincirine karışıyor. Bu nedenle plastik yerine evinizde cama daha fazla yer açabilirsiniz.

KULLAN AT ÜRÜNLERDEN VAZGEÇİN

Streç film, kağıt havlu, poşet, pipet, pet şişe kahve filtresi gibi tek kullanımlık ürünler, belki de geçmişte bu kadar yaygın değildi. Bu nedenle tek kullanımlık ürünler yerine alternatiflerini kullanmak şimdi de mümkün.

Kağıt kahve filtresi yerine, yıkanabilir kumaş filtre, streç film yerine saklama kabı, market poşeti yerine file, plastik pipet yerine cam pipet, kağıt havlu yerine yıkanabilir bezler kullanıp, atığınızı en aza indirgeyebilirsiniz.

Gözden kaçırmayın

Araştırma: Çayırda otlayan inekler çevreyi kirletiyor mu? Araştırma: Çayırda otlayan inekler çevreyi kirletiyor mu?

Ayrıca buzdolabı poşetleri yerine tekrar kullanılabilen silikon poşetleri tercih edebilir, poşet çay içmek yerine, çayı yaprağıyla demleyerek tüketebilirsiniz.

Tek kullanımlık bardaklar çevreye ciddi zarar veriyor. Bir dahaki sefere kahvenizi termosunuza koyarak doğaya verdiğiniz zararı azaltabilirsiniz.

Pille çalışan çok fazla cihaz kullanılıyor. Dolayısıyla tek kullanımlık piller aslında çok fazla çöpe neden oluyor. Bunlar yerine şarj edilebilir pillere geçebilirsiniz.

Geri dönüştürülmüş ürünlerden üretilen tuvalet kağıdına geçmek sera gazlarını en az yüzde 30 azaltabilir.

SU TÜKETİMİNE DİKKAT

Michigan Üniversitesi'nde yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, bulaşık makinesi kullanmak elde bulaşık yıkamaktan daha çevre dostu. Çünkü elle yıkamak yerine bulaşık makinesi kullanmak su tüketimini azaltıyor. Ancak bulaşıkları sudan geçirmek su israfına neden oluyor. Bunun yerine yemek artıklarını sıyırarak temizleyebilirsiniz. Bunun yanında diş fırçalarken ya da elinizi yıkarken suyun açık kalmamasına dikkat etmelisiniz.

KIZARTMA YAĞLARINI LAVABOYA DÖKMEYİN!

1 litre atık yağ 1 milyon litre içme suyunu kirletebiliyor. Kullanılmış yağlar denizlere, göllere ve akarsulara döküldüğünde su yüzeyini kaplayarak havadan suya oksijen transferini önleyerek balıkların ve diğer canlıların ölümüne neden oluyor. Dahası yer altı sularını kirletiyor. Bu nedenle kızartma yağlarını lavaboya dökmek yerine belediyelere teslim ederek geri dönüşüme kazandırabilirsiniz.

SU ARITMA CİHAZI

Damacana ya da pet şişelerle su almak yerine musluğa ya da sürahiye takılabilen su arıtma cihazlarına bakabilirsiniz. Ya da cam damacana satın alabilirsiniz. Böylelikle hem ekonomik olarak tasarruf yapabilir hem de plastik kullanımını azaltabilirsiniz.

AMBALAJLI ÜRÜNLER SATIN ALIYORSANIZ…

Siz ne kadar azaltmak isteseniz de satın aldığınız ürünler buna izin vermeyebilir. Bakliyat, makarna, konserve, temizlik malzemeleri gibi ürünlerin ambalajlarının plastik malzemeden oluşuyla çevresel atıklar artabilir.

Bu gibi durumlarda, açık ürün alma şansınız yoksa ihtiyaçların daha büyük boyutunu tercih ederek birim ambalajını azaltmak mümkün. Satın aldığınız yiyecek ve içeceklerin ambalajını da mümkünse tekrar kullanabilirsiniz.

MUTLAKA GERİ DÖNÜŞÜM

Ancak elden çıkarmak istediğiniz plastik, kâğıt, metal, cam ürünlerini doğru şekilde ayırarak geri dönüşüme kazandırmakta fayda var. Bu ürünlerin belirli yerlerde toplandığını ve belediyeler tarafından alındığını hatırlatalım.

EVSEL ATIKLARI KOMPOST YAPABİLİRSİNİZ

Evsel atık denilen yemek artıkları, sebze meyve kabukları, ham kağıtlar, kahve posaları, demlenmiş çay yapraklarını kompost yaparak toprakla buluşturabilirsiniz.

ÇAMAŞIRLARINIZI SOĞUK SUDA YIKARSANIZ...

Amerikan Temizleme Enstitüsü'ne göre, çamaşır makinesinin enerjisinin yaklaşık yüzde 90'ı suyu ısıtmaya gidiyor. Enstitüye göre, soğuk suda yıkama yapan haneler daha az karbondioksit çıkışına neden oluyor. Açıklamada ise şöyle deniyor:

"Yanlış su sıcaklığında giysiler solar ve yıpranır. Doğru sıcaklık, giysilerin ömrünü uzatır ve paradan tasarruf etmenizi sağlar."

Fişe takılı elektronik cihazlar, bir evin enerji kullanımının yüzde 5 ila 10'unu oluşturuyor. Bu nedenle kullanmadığını cihazların fişini çekmenizde fayda var. 

EVİNİZDE İYİLEŞTİRMELER YAPMAYI İHMAL ETMEYİN

Eski ampulleri LED ampullerle değiştirerek tasarruf sağlayabilirsiniz.

Bunun yanında pencereler, enerji kaybının sorumlularından biri. Kaybı azaltmak için camlarınızı yenileyebilir ya da cam kenarlarını çevreleyen eskimiş lastikleri yenileyebilirsiniz.

Çamaşır makinesi, buzdolabı, ısıtıcı ve soğutucu satın alacaksanız ürünün tükettiği enerjiyi de araştırmalısınız. Böylelikle tüketimde büyük ölçüde tasarruf sağlayabilirsiniz.

EV TİPİ GÜNEŞ PANELLERİNE BAKABİLİRSİNİZ

Çevre dostu ev tipi güneş panellerinin maliyeti son yıllarda fiyatı önemli ölçüde düştü. Eğer haneniz uygunsa güneş panelleriyle elektrik faturasından tasarruf edebilirsiniz.

AŞIRI HIZ VE FREN, TÜKETİMİ ARTIRIYOR

Şahsi araç kullanmak yerine toplu taşımayı ya da yürümeyi tercih etmeniz, bisiklet kullanmanız çevre için daha iyi elbette. Ancak araç kullanmanız gerekliyse belirtilen hız sınırını aşmak, yakıt verimliliğini en az yüzde 7 oranında azaltıyor. Aşırı hızlanma ve frenlemeden kaçınarak, güvenli sürüş alışkanlıklarını uygulayarak, yakıtta 40'a varan tasarruf sağlayabilirsiniz.

BİLİNÇLİ TÜKETİM

Son yıllarda özellikle sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan aşırı tüketimin de çevreyi olumsuz etkilediğini unutmayalım. Özellikle bir kot pantolon üretmek için 2 bin 500 ile 10 bin litre arasında su harcandığını düşünürsek, tekstil ürünlerini kullan-at mantığından vazgeçmek gerekiyor.

(Kaynak: Bilgenur Akan/ Haber Türk)