Stanford Üniversitesinden nörolog Abrams, özellikle küçük yaşlardaki çocukların beyinlerinin, annelerinin ses tonuna karşı çok hassas olduğuna dikkat çekti.

Özellikle küçük yaşlardaki çocukların beyinlerinin, annelerinin ses tonuna karşı çok hassas olduğu görülüyor. Çocuklar büyüdükçe ergenliğe doğru “isyankar bir zafer” kazanan zihin için anne ve aşina olduğu ses tonlarından çok başka ses tonları ilgi çekici olmaya başlıyor.

28 Nisan tarihinde Journal of Neuroscience dergisinde yayımlanan bir makale bir bakıma malumun ilanı gibi de görülebilir. “Bizzat benim iki tane ergen oğlum var, bu çıkarım için bilimsel araştırma yapılması benim için komik.” diyor Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden nörolog Daniel Abrams. Fakat bulgu, genç zihinlerin gelişimini ve genç yaşta insanın sosyalleşmesine etki eden faktörleri anlamamız bakımından oldukça önemli. Çocuk büyüdükçe beyni de genişliyor ve nöronları önceden olmayan yeni bağlantılar açmaya başlıyor. Bu durum da önceden çocuğa aşina olmayan yeni bilgiler, sesler ve ifadelerin daha ilgi çekici hale geldiğini gösteriyor.

Daha önce yapılan deneyler 7 ila 16 yaş aralığındaki çocukların annelerinden gelen sesler aracılığıyla beyinlerinin, başka kadın seslerine nazaran daha çok uyarıldığını bulmuştu. Hatta işin yalnızca ses tonuyla ilgili olduğunu göstermek için çocukların annelerinden ve başka kadınlardan tamamiyle anlamsız sözcük dahi olmayan sesler çıkarmaları istenmişti. Bu yapılan deneyler genel olarak çocukların annelerinin sesine karşı bir aşinalık geliştirdiğini halihazırda ortaya koymuştu.

Eşi ve iki çocuğunu silahla rehin alan Iraklı sınır dışı edilecek Eşi ve iki çocuğunu silahla rehin alan Iraklı sınır dışı edilecek

Şimdiyse Dr. Abrams ve ekibi 7-12 ile 13-14 yaş gruplarını birbirinden ayırıp bu şekilde yeni bir deney tasarladı. Çocuk yaşta beynin büyük bir kısmı anne sesi ile uyarılırken 13-14 yaş grubundaki çocuklar için anne haricindeki başka kadın ses tonlarının çok daha ilgi çekici olduğu görüldü. Çocuklar ergenliğe girdikçe, tanımadıkları ses tonlarını dinlemek ve onlardan bilgi almak çok daha fazla ilgi çekici olmaya başlıyor. Öyle ki, kimi 14 yaşındaki deneklerde anne sesinin zihnin hiçbir tarafını uyarmayı başaramadığı dahi görülüyor. Fakat bu ergen beyni için ebeveynden gelen komutların önemsiz olduğu anlamına gelmiyor, yalnızca yabancı seslere dair bir farkındalık geliştiğinden bu yeni sesleri keşfetmek beyinde yeni bağlantılar yarattığından daha “ödüllendirici” oluyor.

Anne sesine karşı gelişen tepki

Sesler, içlerinde çok güçlü sinyaller taşır. Anneden gelen bir çağrı veya telefondan gelen bir müzik çocuk beyninde stres yaratan hormonların azalmasını sağlarken(Biyolog Lessie Seltzer’in araştırması, Wisconsin Üniversitesi 2011) ergenlik döneminde telefon bildirim sesi veya anneden gelen çağrılar aksine stres seviyesini arttırıcı özellik yaratabiliyor.

Seltzer, elde ettikleri sonuçların beynin ne kadar dinamik bir yapı olduğunu ortaya koyduğunu gösterdiğini söylüyor. Antropolojik olarak bu durumun büyüyüp yetişkinleştikçe ebeveynden çok sosyal çevreye olan bağlılığın hayatta kalma ihtimalini arttırmasına bağlanabileceği düşünülüyor.
Bu yaşanan nöral dönüşümün ne formda olduğu henüz belirsiz, çocuk zihinlerinde yapılan deneylerin bir sonraki adımında nöral bağlantıların incelenmesi faydalı olabilir. Abrams bitirirken ebeveynlere sesleniyor; “Çocuğunuz sizden gelen bir telkine normalin üstünde tepkiler verirse veya sizden gelen mesajlara öfkelenirse ilin ki haklı bir sebebi var, beyni buna programlanmış durumda.”

Kaynak: Science News/ Bilim ve Gelecek