2012 yılı kadın tarihindeki birçok ilkin yıldönümüydü.
1982’nin ilk aylarında İstanbul’da çalışmaya başlayan ilk “feminist bilinç yükseltme grubu” nun üzerinden 30 yıl geçti. YAZKO Yazarlar Kooperatifi çatısı altında Nisan ayında düzenlenen bir sempozyumda, zaman içinde unutturulan, görünmezliğe mahkum edilen “feminizm” sözcüğü küllerinden dirilen bir Anka kuşu gibi siyaset hayatımıza yeniden girdi. Kadın Kurtuluş Hareketi ilk adımlarını atmaya başladı.
1987’nin Nisan ayında “dayağa karşı protesto yürüyüşü” düzenleyen kadınlar büyük bir sır olarak gizlenen kadınlara yönelik aile içi şiddet üzerindeki tabuya ilk darbeyi indirdiler. Pandora’nın kutusunun kapağı açıldı. Üstünden 25 yıl geçti. Konu kamuoyunun gündemine engellenemez biçimde girdi ve bazı önemli adımlar atıldı. 1998’de kabul edilen kadınları şiddetten korumaya yönelik ilk yasanın (no 4320) üzerinden 14 yıl geçti. Bu yıl, fazla bir sonuç vermemiş olan eski yasanın gözden geçirilmesi gündeme geldi. Yasa kabul edildi. Ama, daha gidecek çok yol var.
1997’de kurulan KA-DER bu yıl kuruluşunun 15. yıldönümünü kutladı. Eski ve yeni üyeler buluşup kucaklaştılar. Karar organlarındaki kadınların sayısını arttırma amacını güden derneğin önünde gidecek daha hayli uzun bir yol var. Ancak, TBMM’inde % 2 civarında donmuş görünen kadın temsilci oranının son on beş yılda % 14’e yükseltilmesi yabana atılamayacak bir başarıdır.
Ankara’da her yıl bir kadın filmleri festivali düzenleyen ve kadın örgütleri arasında koordinasyonu sağlama hedefini güden Uçan Süpürge bu yıl 15. kuruluş yıldönümünü kutlamakta. Kadın derneklerinin sayısının hızla arttığı bilinince, Uçan Süpürge’nin önemi de artıyor.
Bu yıl hayata atılışının15. yılını kutlayan bir önemli kurum da İzmir’de bir avuç kadının fedakarlıkları sayesinde ayda bir yayınlanan ve halen Türkiye’nin en uzun soluklu bağımsız kadın gazetesi olma özelliğini taşıyan KAZETE’dir (internetten de izlenebilen gazeteye kazete@kazete.com.tr adresinden de ulaşabilirsiniz).
Bu yıl 8-10 Mart arasında feminist derneklerin en gençlerinden biri olan Filmmor da 10. yılını kutladı ve yılın en maço filmine verilen “altın bamya” ödülünün yanı sıra, kadın sinemasına emek veren kadınlara ödüller verdi.
Bu kısa yazıda unuttuğum başka dernekler de vardır mutlaka. Af oluna! Ne de olsa geçen zaman derneklere tecrübe, görünürlük ve güç kazandırıyor ama, tek tek kadınlar da yaşlanıyorlar. Ben 1982’de genç bir kadın sayılırdım, bugün ise yaşlı kadın oldum. Ama bu süreçte yaşadıklarımız, kadınlar arası sevgi, güven, dayanışma ilmiklerinin dokunması, biz yaşlıları, geçen zamana daha dayanıklı kılıyor. Bize göre ikinci, üçüncü, dördüncü kuşak feminist kadınların davayı omuzlamaları, bizlere boşuna yaşlanmadık duygusunu ve umut veriyor.
Yaşasın kadın dayanışması! Nice 30 yıllara!
*Yazar, Ka-Der eski başkanı