CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, önceki gün TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nda Diyanet İşleri Başkanlığı görevlisinin "resmi nikah varsa dini nikahın zorunlu olmadığı" yönündeki açıklamaları karşısında "dini inançlarının yanlış da olsa değiştirilmemesi gerektiğini, toplumun örf, adet ve geleneklerine hiçbir şekilde müdahale edilmemesi gerektiğini" söyleyen Komisyon Başkanı Güldal Akşit'e tepki gösterdi.
Arıtman " Halkın örf, adet ve geleneklerine müdahale edilmemesini savunan bir siyasi anlayışla ülkemizde bu tür trajediler, çocuk hakkı ihlalleri, ihmal ve istismarlar yaşanmaya devam edecektir. 21. yüzyılın Türkiye'sinde iktidar sözcülerinin Ortaçağ düşüncelerine sahip olmasını şiddetle kınıyor ve tehlikeli buluyorum." dedi.
Canan Arıtman yaptığı yazılı açıklamada, Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun dün yapılan toplantısında bilgilendirme amaçlı katılan Diyanet İşleri görevlisi İbrahim Ural'ın "imam nikahının aslında nikah akdini alenileştirmek ve kayıt altına almak amacıyla yapılan bir medeni nikah olduğunu, İslami bir amaç taşımadığını, dini bir ritüel olmadığını" söylediğini belirtti. Diyanet İşleri görevlisinin sözlerinin ardından kendisine "Ülkemizdeki milyonlarca kadın ve çocuğun medeni nikahla kazanacakları yasal haklarını kaybetmelerine neden olan imam nikahının dinen gerekli olmadığına dair açıklamayı bugüne değin Diyanet İşleri Başkanlığı neden yapmamıştır, bugünden sonra kamuoyuna burada bize aktardığınız bilgileri açıklayacak mısınız" diye sorduğunu ifade eden Arıtman şunları söyledi:
"Komisyon Başkanı Sayın Güldal Akşit Diyanet İşleri görevlisinin cevap vermesine fırsat vermeden, kendisi "bunu açıklamanın doğru olmayacağını, halkın dini inançlarının yanlış da olsa değiştirilmemesi gerektiğini, toplumun örf, adet ve geleneklerine hiçbir şekilde müdahale edilmemesi gerektiğini' söylemiştir. Ortaçağ zihniyetini yansıtan bu görüş vahim ve korkunçtur. Bugün basında yer alan fevkalade trajik olayda Çorum'da 12 yaşında bir kız çocuğu önce dört inek karşılığı bir adama, sonra da 10 bin lira başlık parası karşılığı bir başka adama imam nikahıyla verilmiştir. Halkın örf, adet ve geleneklerine müdahale edilmemesini savunan bir siyasi anlayışla ülkemizde bu tür trajediler, çocuk hakkı ihlalleri, ihmal ve istismarlar yaşanmaya devam edecektir. 21. yüzyılın Türkiye'sinde iktidar sözcülerinin Ortaçağ düşüncelerine sahip olmasını şiddetle kınıyor ve tehlikeli buluyorum."
DİYANET İŞLERİ UZMANI'NIN SÖZLERİ
Önceki gün Komisyona bilgi veren Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu uzmanı İbrahim Ural, imam nikâhına İslam’da gerek olmadığını, resmi nikâhın İslam’da istenen nikâhı karşıladığını belirterek, “İslam’da evlilik iki kişinin evlilik akdini hür ortamda ifade etmelerine dayanır. Literatürde imam nikâhı yok. Osmanlı döneminde de evlilik işlemleri hâkim tarafından izinname denilen belgelerle tescil ediliyordu. Resmi nikâhla dinin şartları yerine gelmiş oluyor. İmam nikâhında bir tür nasihat yapılıyor. Kişiler huzurunda ilan ediliyor, dua ediliyor. Resmi nikâhtaki irade beyanı ile akit gerekçesi yerine gelmiş oluyor. İmam nikâhı illa kıyılmak isteniyorsa imamın kıyması gerekmez, aile büyüğü de veya şahitler de nikâhı kıyabilir” demişti.