İzmir Kadın Platformu'ndan 25 Kasım çağrısı: Birlikte mücadeleyi büyütelim

İzmir Kadın Platformu, 25 Kasım öncesi kahvaltıda bir araya geldi. 25 Kasım'a sayılı günler kala dayanışma ve mücadele vurgusunun yer aldığı bir açıklama yapan Platform, serbest kürsüde de deneyimlerini aktardı.


İzmir Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Birlik ve Dayanışma Günü yaklaşırken tarihi Havagazı'nda düzenlenen etkinlikte bir araya geldi. "Şiddete karşı dayanışmayı ve mücadeleyi büyütüyoruz" çağrısıyla organize edilen kahvaltıda bir araya gelen kadınlar, bir basın açıklaması yaparak "yaşam hakkını savunmaktan" asla vazgeçemeyeceklerini vurguladılar.

Platform tarafından yapılan basın açıklamasında 25 Kasım'ın tarihsel mirasına aıtf yapılırken, Türkiye'nin içinden geçtiği dönemde AKP iktidarı tarafından kadınların hedef alındığı vurgulandı. Açıklamada, kadınların örgütlü mücadele ile yaşam haklarını savunmak konusundaki tavrı dile getirilirken; "AKP iktidarı bir kez daha kadınların ve LGBTİ+’ların karşısında yer aldığını ve cinayetlerin esas faili olduğunu göstermiştir" denilerek, İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçilmeyeceğini bir kez daha beyan etti.

Basın açıklamasının tamamı

"25 Kasım; Dominik Cumhuriyeti’nde Rafael Trujillo Hükümeti’nin adaletsiz yönetimine karşı özgürlük mücadelesi veren Mirabel kardeşlerin, diktatörlük askerleri tarafından tecavüz edilerek katledildikleri tarihtir. Mirabel kardeşlerin özgürlük mücadelesi, kadınların verdikleri özgürlük mücadelesinin simgesi haline gelmiş; 1981 yılından bu yana kadına yönelik şiddete karşı mücadele tarihlerinden biri olarak kabul görmüş ve 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından resmi olarak Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü halini almıştır. 

'YAŞAM HAKKIMIZI SAVUNMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ'

Bizler İzmir’li kadınlar olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da 25 Kasım’da her tür şiddete, tacize, tecavüze, istismara, kadın katliamlarına, LGBTİ+ lara yönelik nefret söylemlerine, cezaevlerinde yapılan çıplak aramaya, yoksulluğa, güvencesiz çalışmaya, mobbinge karşı sokaklarda, meydanlarda, alanlarda sesimizi haykırmaya devam edeceğiz. Yaşam hakkımızı savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. 

'İKTİDARIN NEFRET DİLİ SOKAKLARA YANSIYOR'

Ülkemizde kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve kadın cinayetleri her yıl katlanarak artmaktadır. Bu artışın en büyük sebebi; AKP iktidarının kadın düşmanı politikaları, kadını ötekileştiren ev içine hapsetmeye çalışan kanunları, "kol kırılır yen içinde kalır", "bir kereden bir şey olmaz", "tolere edilebilir" gibi şiddeti ve tacizi meşru kılan, kadını yok sayan söylemleridir. AKP, erkek egemen sistemi derinleştirmekte, yargı ve medya eliyle kadına yönelik şiddeti meşrulaştırmakta ve pekiştirmektedir. İktidarın nefret dili sokaklara yansımakta,trans kadınlar katledilmekte, LGBTİ+’ların özgürlüklerine ve yaşam haklarına saldırılmaktadır.

'AKP İKTİDARI, CİNAYETLERİN ESAS FAİLİ OLDUĞUNU GÖSTERMİŞTİR'

Son olarak ilk imzacılarından olduğumuz kadının şiddete karşı korunmasında önemli bir rol oynayan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı alan AKP iktidarı bir kez daha kadınların ve LGBTİ+’ların karşısında yer aldığını ve cinayetlerin esas faili olduğunu göstermiştir. Biz kadınlar İstanbul Sözleşmesi bizim diyoruz ve sözleşmeden asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha beyan ediyoruz. 

'ÖRGÜTLENEREK, EŞİT VE İNSANCA YAŞAM KURACAĞIZ'

6284 sayılı kanun, yerel ve mülki amirler tarafından uygulanmamakta ve uygulanması engellenmektedir. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayeti davalarında yargı her daim erkekleri koruyan bir pozisyon almaktadır. Boşanmalar fiili olarak zorlaştırılmakta ve kadınların nafaka hakkına sürekli göz dikilmektedir. Erkek yargı sistemi, kadınların öldürülmesinde açık açık kadını suçlayan kararların altına imza atmaktadır. Nadira Kadirova, Aleyna Çakır ve İpek Er cinayetlerinde baş şüpheliler ellerin kollarını sağlayarak dışarıda dolaşırken devlet eliyle bu faillerin suçları örtbas edilmektedir. Diğer yandan şiddet gördüğü için kendini savunmak zorunda kalan Çilem Doğan’a verilen 15 yıl cezanın Yargıtay tarafından onanması, kadınlara adeta "Sen neden ölmedin?" demektir. Verilen cezayla sadece Çilem Doğan’ın değil tüm kadınların yaşam hakkı gasp edilmek istenmektedir. Ancak biliyoruz ki çözümsüz değiliz, dayanışmayla, örgütlenerek, mücadele ederek şiddetsiz, eşit ve insanca yaşam kuracağız. 

'AKP, İSTİSMARCILARI AKLAYAN YASAYI MECLİS'TEN GEÇİRMENİN YOLLARINI ARIYOR'

Çocuk yaşta zorla evlendirilerek istismara uğrayan kız çocuklarının eğitim hakları, gelecekleri, yaşamları ellerinden alınmaktadır. Bu durumu her fırsatta meşru kılmaya çalışan
AKP iktidarı her yıl istismarcıları aklayan yasayı Meclis'ten geçirmenin yolunu aramaktadır. Bizler istismarcıların aklanmasına ve bu yasaların Meclis'ten geçmesine asla müsaade etmeyeceğiz.

'EKONOMİK KRİZİN YÜKÜNÜ EN FAZLA KADINLARIN SIRTLADIĞI ORTADA'

Erkek egemen kapitalist sistem,  pandemi süreciyle de birlikte gittikçe derinleşen bir ekonomik krizin içine girmiştir. Dünyada ve ülkemizde artan bu ekonomik krizin yükünü en fazla kadınların sırtladığı ortadadır. AKP iktidarının ve yandaşlarının, ceplerini doldurmak adına daha da büyüttüğü ekonomik kriz ile birlikte iş yerlerinde kadınlar üzerinde mobbing artmış, kadınlar düşük ücrete ve esnek çalışmaya mahkum bırakılmıştır. Ev içinde görünmeyen emek daha fazla görünmez olmuş yaşlı, hasta ve çocuk bakımı kadınların mecburi görevi haline getirilmiştir. Ekonomik kriz yoksulluğu derinleştirmiş, alım gücü düşmüş emekçiler yemek, barınmak, ısınmak gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmiştir. İki yıldır uzaktan eğitim gören üniversiteliler; okullarına geldiklerinde yaka paça yurtlarından atılmış, kampüslerinde şiddete uğramış, ev kiralarının ve yurt ücretlerinin fahiş fiyatları bulmasıyla ciddi bir barınma sorunu ile karşı karşıya kalmışlardır.

'KADIN DAYANIŞMASI YAŞATIR'

Ekonomik krizin ve yarattığı yoksulluğun, kadına yönelik şiddeti ve baskıyı arttırdığı ortadadır. Mevcut durumdan en fazla etkilenen grupta bulunan göçmen kadınlar ise merdiven altı atölyelerde ucuz iş gücü olarak kullanılmakta, tacize ve şiddete uğramaktadırlar. Bu düzeni değiştirene kadar şiddete uğrayan, ezilen ve sömürülen kadınların her biri için dayanışarak mücadelemizi yükseltmeye devam edeceğiz, çünkü biliyoruz ki kadın dayanışması yaşatır.

'İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NDEN ÇIKMAYI ASLA KABUL ETMİYORUZ'

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmayı asla kabul etmiyoruz. Aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi’nin ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO)  kabul ettiği 21 Haziran 2021 de yürürlüğe giren iş yerinde şiddeti ve tacizi önlemeyi amaçlayan 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin bir an önce imzalanması gerektiğini vurguluyoruz. Biz kadınlar şiddetin, yoksulluğun olmadığı eşit ve adil bir yaşam istiyoruz. Bu yaşamı, Mirabel kardeşlerin özgürlük mücadelesinden ve tüm kız kardeşlerimizden aldığımız güçle hep birlikte kuracağımıza inanıyor ve bunu biliyoruz. 

25 KASIM ÇAĞRISI

25 Kasım bizim için bir sadece bir anma günü değil şiddete, tacize, tecavüze, yoksulluğa karşı insanca yaşamı savunduğumuz mücadele günüdür. Tüm kadınları bu 25 Kasım'da yan yana gelmeye, dayanışmaya, şiddetsiz eşit bir yaşam için sesimizi yükseltmeye çağırıyoruz."

'İZMİR'Lİ KADINLARI MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYE ÇAĞIRIYORUZ'

Açıklama, pankart-slogan atölyeleri ve bildiri çalışmalarının hafta içinde devam edeceği bilgisi paylaşılarak şöyle bitirildi:
 
"Son olarak "Evde, işte sokakta, kampüste şiddet her yerde, çözüm örgütlü mücadelede" sloganımızla sokakları, meydanları doldurmaya, tüm İzmir’li kadınları mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. 25 Kasım saat 19.00'da Kıbrıs Şehitleri Caddesi Eski Leman Kültür önünde yürüyüşümüzü gerçekleştirmek üzere buluşuyoruz."
(Kazete Haber Merkezi)
 

Yorumlar:

Yorum Yaz